20081130

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI

Özel kuruluşlarda ve kamu kurumlarında; kurumu halka tanıtacak, kurumun çalışmalarına karşı halkta ilgi uyandıracak, kurum hakkında çevrede olumlu izlenimler yaratacak ilişkileri kurabilen kişidir.
GÖREVLER
- Tanıtıcı haber bültenleri, broşürler, raporlar hazırlar,

- Yapılacak etkinlikleri kitle iletişim araçları ile halka duyurur,
- Basın toplantıları, sergiler, konferanslar hazırlar,
- Konusuyla ilgili yazıları basında izler, kupürleştirir, cevaplar hazırlar,
- Halkla ilişkiler konusunda eğitim verilmesi için program hazırlar,
- Yöneticilerin konuşma metinlerini ve yazışmalarını hazırlar,
- Toplantı, tören, kutlama ve kokteyllerin düzenini sağlar,
- Kurum adına sanat etkinlikleri düzenler,
- Kamuoyundaki imajın belirlenmesi amacıyla anketler düzenlenmesini sağlar,
- Yapılacak faaliyetler için bütçe hazırlar, malzeme miktarını ve elemanların sayısını ve niteliğini belirler.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Büro makineleri (telefon, teleks, faks, bilgisayar vb.)

- Fotoğraf makinesi.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Halkla ilişkiler ve tanıtım elemanı olmak isteyenlerin;

- Üst düzeyde sözel yeteneğe sahip,
- İnsanlarla iyi ilişkiler kurabilen (dışa dönük),
- Kendine güvenen ve başkalarını etkileyebilen,
- Girişken,
- Araştırıcı,
- Sabırlı, ölçülü,
- Yaratıcı kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Halkla ilişkiler ve tanıtım elemanı, büro ortamında görev yapar, zaman zaman diğer kuruluşlarda düzenlenen toplantılara, seminerlere, sergilere katılabilir. Çalışırken gazetecilerle, reklam uzmanlarıyla, müşterilerle, meslektaşlarıyla, yöneticilerle ve diğer çalışanlarla iletişim halindedir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Halkla ilişkiler ve tanıtım elemanı, bürolarda, otellerde, gazetelerde, yayıncılık alanlarında, bankalarda, reklam ajanslarında, fabrikalarda, hastanelerde, çeşitli kuruluşların organizasyon faaliyetlerinde çalışma olanağına sahiptir.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Meslek eğitimi aşağıdaki üniversitelere bağlı “İletişim” , “İşletme” ve “İletişim Bilimleri” fakültelerinin “Halkla İlişkiler ve Tanıtım”, Halkla İlişkiler”, “Halkla İlişkiler ve Reklamcılık”, “Reklamcılık ve Halkla İlişkiler” bölümlerinde verilmektedir;
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Mesleğin eğitimine girebilmek için, - Lise veya dengi okul mezunu olmak, - Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) “Halkla İlişkiler ve Tanıtım”, “Halkla İlişkiler”, “Halkla İlişkiler ve Reklamcılık”, “Reklamcılık ve Halkla İlişkiler” lisans programları yeterli “Sözel (SÖZ)” puan almak, - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Tercih Bildirim Formunda “Halkla İlişkiler ve Tanıtım”, “Halkla İlişkiler”, “Halkla İlişkiler ve Reklamcılık”, “Reklamcılık ve Halkla İlişkiler” lisans programları ile ilgili en az bir yükseköğretim programını tercih etmek gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitim süresi 4 yıldır. Eğitim süresince ; Sosyoloji, Psikoloji, Siyasi Tarih, Siyaset Bilimine Giriş, Okuma ve Anlatım Teknikleri, Kitle İletişim Araçları, Halkla İlişkilerde Temel Kavramlar, Reklam Tasarımı, Pazarlama, Halkla İlişkiler Modeli, Piyasa ve Kamu Araştırmaları, Ekonomi, hukuk, Araştırma Yöntemleri, Gazetecilik, Reklamcılık, Fotoğrafçılık, İstatistik, Haber Toplama ve Yayma, Kitle İletişim Kuramları, Basın İlişkileri vb. dersler verilmektedir.
MESLEKTE İLERLEME
- Halkla ilişkiler konusunda üniversitelerde akademik kariyer yapabilirler. - Kamu ya da özel kuruluşlarda basın -yayın ve halkla ilişkiler biriminde yönetici olabilirler. BENZER MESLEKLER: Gazetecilik, reklam uzmanlığı.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Meslek eğitimi süresince koşulları uyan öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nca verilen krediden yararlanabilirler. - Kamuda çalışanlar 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre, devlet memuru statüsünde 9/1 kadro ve derece ile işe başlarlar. - Özel şirketlerde ise kazanç, yabancı dil bilmeye, tecrübeye ve işyerinin konumuna göre değişmektedir.

20081101

AVUKATLIK

Bireylerin birbirleriyle ve devletle ilişkilerinde ortaya çıkan anlaşmazlıklarda hukuki bilgisine başvurulan ve bireyleri ilgili yerlerde, özellikle mahkemelerde temsil eden ve haklarını savunan kişidir.

- Bir kimsenin avukatlığını kabul etmeden önce davasını aldığı kişiyi (müvekkilini) dinler, yararlı olabileceğine inanırsa davayı kabul eder, - Dava konusu ile ilgili yasaları, yüksek mahkemelerin kararlarını inceler, - Dava ile ilgili geniş araştırma ve inceleme yapar, - Mahkemelerde çeşitli davalar açar veya müvekkili aleyhine açılan davaya katılır, - Dava ile ilgili tanıkları mahkeme heyetine dinletir ve sorular sorar, - Kararın müvekkili lehine sonuçlanmasını sağlamak için savunma metnini hazırlar ve savunma amacıyla konuşma yapar, - İcra takipleri yapar, - Yeni çıkan yayın ve kanunları takip eder ve yorumlar.

KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
Kırtasiye malzemeleri (dosya, kağıt, kalem vb.), daktilo, bilgisayar, avukatlık cübbesi, mevzuat (Anayasa, uluslararası sözleşmeler, yasa, tüzük, yönetmelik, yargı kararları vb.).
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Avukat olmak isteyenlerin; - Normalin üstünde akademik ve sözel yeteneğe, - Olaylar ve ilkeler arasında ilişki kurabilme gücüne, - Olayları derinliğine araştırma merakına, - Başkalarını anlayabilme ve etkileyebilme yeteneğine, - Akıcı konuşma becerisine, - Sorumluluk duygusuna sahip kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Avukatlar, büro ve adliye gibi kapalı ortamlarda, gerektiğinde keşif çalışmaları için açık alanlarda çalışırlar. Çalışmaları sırasında, müvekkilleriyle, yargıç (hakim) ve savcılarla, adli personelle, emniyet görevlileriyle iletişim halindedir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Bu meslekte iş alanı oldukça geniştir. Kişi, kamu kurumlarında, özel şirketlerde çalışabileceği gibi kendi işyerini açıp bağımsız da çalışabilir.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi, çeşitli üniversitelere bağlı hukuk fakültelerinde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bölüme girebilmek için Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nda (ÖSS) yeterli “Eşit Ağırlık (EA)” puanı almak gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
- Temel eğitimin süresi 4 yıldır. Ön eğitim tamamlandıktan sonra 1 yıllık staj dönemi vardır. Eğitim süresince; Medeni Hukuk, Anayasa Hukuku, İktisat, Borçlar Hukuku, İdare Hukuku, Devletler Umumi Hukuku, Ceza Hukuku, Mali Hukuk, Türk Hukuk Tarihi, Sosyoloji, Ticaret Hukuku, Hukuk Metodolojisi, Umumi Hukuk Tarihi, Avrupa Hukuku, Çevre Korunması Hukuku, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, İcra-İflas Hukuku, Adli Tıp, Devletler Özel Hukuku, Askeri Ceza Hukuku gibi dersler alırlar. - Staj süresince stajyer avukatlara yönelik çeşitli seminer ve ödevler verilmektedir. Staj sonunda, Baro Yönetim Kurulunca sözlü sınav yapılır, başarılı olanlara “Avukatlık” belgesi verilir.

MESLEKTE İLERLEME
Hukuk fakültelerinde master ve doktora tezlerini vererek hukuk alanında bir branşta öğretim üyesi olarak çalışabilirler. Avukatlar, gerekli eğitimi aldıktan veya stajları yaptıktan sonra hukuk müşaviri, savcı, hakim, noter olabilirler. Ayrıca, yürüttükleri davalarda branşlaşma söz konusu olabilir. BENZER MESLEKLER: Hakimlik, savcılık, noterlik.

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Mesleki eğitim süresince koşulları uygun olan öğrenciler Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan öğrenim kredisi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan burs alabilirler. - Kendi adına çalışan avukatların kazançlarını tahmin etmek oldukça zordur. Meslekte uzmanlaşmalarıyla orantılı olarak kazançları değişmektedir. Değişik kurum ve işletmelerde çalışan avukatlar ise çalıştıkları kurumun ücret politikasına göre gelir elde ederler.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi Bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.
Avukat, hukuk öğrenimi görmüş ve adalet önünde kişilerin haklarını savunmayı meslek edinmiş kimselere denir. Avukat aynı zamanda yasalarla ilgili konularda kişilere yol gösterir. Bir avukat serbest ya da bir kuruma bağlı olarak çalışabilir.

Avukatların çoğu hukukun belirli bir alanında uzmanlaşırlar. Belirli konuda uzman olan avukatlar davalara girerek dava avukatı (bazı ülkelerde) olabilir. Bu uzmanlaşma çeşitli konularda kendine başvuranlara danışmanlık yapmak, yol göstermek biçiminde de olabilir. Bir avukat önce söz konusu olayı ya da durumu hukuk açısından değerlendirir, sonra davayı üstlenir. Hukuk deyimiyle "müvekkil" denen savunacağı kişiyi temsil yetkisi aldıktan sonra da gerekli işlemleri yürütür. Duruşmalarda davacı ya da davalıyı, vekili olarak yargı önünde temsil eder. Vasiyetname, sözleşme gibi hukuksal belgeleri düzenlemek de avukatın görevleri arasına girer.
Bazı ülkelerde, avukatlık yapabilmek için, avukatların meslek kuruluşlarına üye olmak zorunludur.

Türkiye'de avukatlık
Türkiye'de avukat olabilmek için önce bir hukuk fakültesini bitirmek, sonra bir yıllık staj yapmak gerekir. 2001 yılı Mayıs ayında Avukatlık Kanununda yapılan değişikle Türkiye'de Avukatlık yapabilmek için staj'dan sonra yeterlilik sınavını geçme şartı da getirilmişse de 14 Aralık 2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 5558 sayılı kanunla sınav kaldırılmıştır.
Avukatlık Stajının ilk altı ayı adliyede, ikinci altı ayı ise bir avukat yanında yapılır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayanlar avukatlık yapamazlar. Başka bir ülkede hukuk öğrenimi görenlerin avukatlık hakkını kazanması için fark derslerinden sınava girmesi zorunludur. Türkiye'de avukatların belli konularda uzmanlaşma zorunlulukları yoktur. Her tür davaya girebilirler. Avukatlar duruşmalara cüppe giyerek çıkarlar; avukatların cüppeleri yargıç ve savcılarınkinden farklıdır.

Ülkemizde de avukatların meslek kuruluşu Baro adıyla bilinir ve ancak bu kuruluşa üye olanlar avukatlık yapabilirler. Resmi kurumlarda çalışan avukatların barolara üye olma zorunlulukları yoktur. Türkiye Barolar Birliği, baroların üye olduğu kuruluştur.
CMK hükümleri gereği avukat tutamayacak durumda olan zanlı ya da sanığa müdafii sağlanabilir. Müdafii olarak görevlendirmeyi baro yapar, ancak müdafii olarak görevlendirilen avukatın ücreti bu iş için ayrılmış fondan ödenir.

1 Haziran 2005 de yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca gerek soruşturma (dava açılmadan önceki aşama) gerek koğuşturmanın (iddianamenin mahkemece kabulüne karar verilmesinden sonraki dönem)her aşamasında hem şüpheli/sanık hem de müşteki/katılanın avukat bulundurma hakkı vardır. 1 Haziran 2005 de yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile 18 yaşından küçükler, atılı suçlamanın üst sınırı 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurulması zorunludur. Diğer hallerde isteğe bağlı olarak avukat bulundurulabilir.

Diğer davalar için, avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, bu davalarını avukat aracılığı ile yapmak isteyen fakat bunun için mali gücü bulunmayan kişiler, Baroya başvurarak adli yardım kapsamında kendilerine bir avukat tayin edilmesini isteyebilecekleri gibi, adli yardımdan yararlanmak isteğiyle dava açabilir ve davayı açtıkları mahkemenin adli yardım kararı vermesini isteyebilir.

ABD Missouri Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzmanı Prof. Dr. Norman Gysbers, teknolojiyle ilgili konularda, özellikle de biyoteknoloji ve gen mühendisliği gibi alanlarda insan kaynağı talebinin artacağının öngörüldüğünü söyledi.Prof. Dr. Norman Gysbers, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) Derneğinin düzenlediği 2'nci Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulamaları Sempozyumu için geldiği Konya'da, AA muhabirine, ÖSS'nin ardından tercih aşamasına gelen öğrenciler için değerlendirmelerde bulundu.Üniversitede hangi bölümün tercih edileceğinin önemli bir konu olduğunadikkati çeken Gysbers, tercih yapılırken sadece elde edilen puanın değil, öğrencinin kendi isteklerinin de önem taşıdığını belirtti.
Meslek tercihinin, uzun yıllar içinde gelişen bir ilgi sürecinin ürünü olduğunu ifade eden Gysbers, bu konuda üniversite aşamasına kadar okuldaki psikolojik danışmanlardan destek temin edilmesinin, okuldaki psikolojik danışmanlarla sürekli temas halinde olunmasının doğru meslek seçimini kolaylaştıracağını vurguladı.Prof. Dr. Gysbers, şunları kaydetti:"Öğrencilere okuldaki psikolojik danışmanlarıyla ilişkilerini sürdürüp, kendi yetenekleri oranında tercih yapmalarını öneriyoruz.
ABD'de tercih aşamasına gelen öğrenciler bize, 'önümüzdeki dönemlerde hangi meslek daha popüler olacak, hangi mesleği tercih edelim' diye soruyor.Bu soruya verdiğimiz cevaplar Türkiye'deki gençler için de faydalı olabilir. Teknolojiyle ilgili konular, özellikle de biyoteknoloji ve gen mühendisliği gibi alanlarda insan kaynağı talebinin artacağı öngörülüyor.Bunun dışında, toplumların gelişmesine bağlı olarak önümüzdeki süreçte sosyal bilimler alanına olan talepte de artış yaşanacağı tahmin ediliyor, bu meslek dalı da düşünülebilir.
"Tercihte ailenin etkisiAilelerin, gençlerin meslek seçiminde önemli etkiye sahip olduklarını vurgulayan Gysbers, sözlerine şöyle devam etti:"Zaman zaman aileler kendi sahip olamadıkları meslekleri çocuklarının yapmasını arzu etmektedir. Böyle davranan aileler, çocuklarını zorlamış olur, bu istenmeyen bir durumdur.İstenen şey ise hem birey hem de ailesiyle konuşarak, birlikte çalışarak, bilgiye ve o çocuğun gereksinmelerine dayalı tercihler yapmalarıdır. Bu konuda Türkiye'deki okulların psikolojik danışmanları ve rehber öğretmenleri, önemli katkı sağlayabilirler."

20081002

Mimarlık

Mimarlık mekan tasarlama işidir. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları, işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak estetik yaratıcılıkla inşa etme sanatı; başka bir tanımlamayla, yapıları ve fiziksel çevreyi tasarlama ve inşa etme sanat ve bilimidir. İnsan barınmak için yaşamak ve doğa şartlarından korunmak için bir mekan ihtiyacı duyar ve bu mekanı kendine özgü kültürel, fonksiyonel, teknik ve farklı zevklerde yaratır.
Mimarlık evrensel bir meslektir. İnsanlık tarihinin her döneminde önemli olmuştur. Dini yapıların tanrıya ulaşma arzusundan, iktidarı simgeleyen saraylara ya da bir kentin dokusunu oluşturan basit konut tiplemelerine kadar her türlü açık ve kapalı mekanı tasarlar.

Bu çevre kırsal veya kentsel olabileceği gibi, yapıları veya mekanları kuşatan yakın dış çevre de mimari tasarımın kapsamına girer. Mekan, içinde yaşamın gerçekleştiği fizik ortam olarak tanımlanabilir. Mekanın oluşabilmesi ve üretilebilmesi için yapılara, yaşamın hergün artan çeşitliliği gözönüne alınırsa, oldukça karmaşık ilişkiler düzeni içinde yapılaşmış fizik çevreye gereksinme vardır. Mimari tasarımın öznesi olan yaşam, coğrafi, iklimsel, kültürel, demografik farklılıklar içerir.

MÖ 1. yy.'da yaşamiş olan Roma'lı mimar Vitruvius "De Architectura" adlı kitabında başarılı bir mimarlık için "Utilitas, Firmitas, Venustas" (kullanışlılık, sağlamlık, güzellik) etmenlerinin gerekli olduğunu ileri sürmüştür. Rönesans' ta bu tanım, "Comodita, perpetuita, bellezza" (kullanışlılık,süreklilik- kalıcılık, güzellik) olarak benimsenmiştir. 1581'de bir İngiliz yazarı mimarlığı "yapı bilimi" olarak tanımlarken 19.yy'da İngiliz eleştirmen John Ruskin mimarlığın "yapılara uygulanan süslemeden başka bir şey olmadığı" nı ileri sürüyordu. Amatör bir eleştirici olan Sir Henri Watton "The Elements of Architecture" (1624) adlı kitabında mimarlığın üç koşula ( kullanılışlılık, sağlamlık, güzellik) yanıt vermesi gerektiğini belirtir. Frank Lloyd Wright'a göre de "mimarlık biçim haline gelmiş yaşamdır."

Dünyanın en eski mesleği olarak kabul edilen mimarlık yapı sektörünün de ayrılmaz bir parçasıdır. Yapı sektörü ise, tüm dünya ülkelerinde en büyük sektör olup, diğer sektörlerin de itici gücü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, mimarlık, geçmişin birikimleri ile geleceği hazırlayacak, gelecekte yaşanacak kaliteli yaşam çevrelerini oluşturacak, vizyon sahibi bireylerin mesleğidir.

Son elli yıldır mimarlık mesleği konusunda “Çizim yapma sanatı” gibi bir yanlış kanaat oluşmuş , mimarlık sanatına yardımcı olan ancak çalışma alanı , tüm yapılarda kullanılan elemanların malzeme, mukavemet, statik ve dinamik durumlarını ve ekonomisini inceleyen bilim dalı olan inşaat mühendisliği ile mimarlık kavramları birbirine karışmıştır.

Mimarlık sanatının kültürel yanını gözardı eden bu anlayış sonucunda , yüzyıllardır ülkemizin kimliği ile bütünleşen ve kültürümüzün ve değerlerimizin en kalıcı kanıtı olan mimarlık , kimliğini kaybetmiş, kültürel kimlik sorusu ile bir hesabı bulunmayan egemen yapı kültürü kentlerin görünür kimliğine damgasını vurmuştur.
Oysa Mimarlık ülkelerin kartvizitine yazdığı değerlerin en önemlilerinden biri belki de en önemlisidir.

Mimarlık okullarından mezun olanların, mesleğin ilgi alanının çok geniş bir yelpazeyi kapsaması nedeni ile, birbirinden çok farklı alanlarda çalışabildikleri gözlemlenmektedir.

Çalışma alanları
Kamu Kurumları'nda (Devlet Memuru Olarak )
Tasarımcı olarak,
Yapı denetimi amacı ile,
Yasa ve yönetmeliklerin hazırlanmasında,
Özel Sektör'de
Serbest çalışan mimarların bürolarında tasarımcı ve/veya uygulamacı olarak,
Şirketler, Bankalar vb. kuruluşlarda sürekli görevli mimar olarak,
Şantiyelerde görev alarak,
Yapı Sektörü'ne ilişkin malzemelerin tasarımında, üretim

20080916

BORSA KOMİSYONCUSU

TANIM
Borsa komisyoncusu; hisse senedi, tahvil ve benzeri taşınabilir kıymetlerin alım ve satımını müşteri adına yapan kişidir.
GÖREVLER
- Müşterilerin mali durumları ve yatırım alanları hakkında bilgi edinir, - Döviz, tahvil, bono, hisse senedi ve diğer mali belgelerin piyasa değerlerini analiz eder, - Hisse senedi ve tahvil almak veya satmak isteyen müşterilerinin ihtiyaçlarını saptar, müşterinin uzun vadede mi, kısa vadede mi kazanç beklediğini belirler, - Hisse senedi almak isteyen kişilere en uygun fiyatla senet alır, satmak isteyen kişilerin senedini de en uygun fiyatla satar, - Borsada yapılan işlemlerin sonunda, hisse senedi alan kişilerin parasını, satan kişilerin de senedini “Borsa Takas Merkezi”ne teslim eder.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
Telefon, bilgisayar vb. iletişim araçlarını kullanır.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Borsa komisyoncularının; - Çeşitli uyarıları aynı anda algılama gücüne ve belleğe, - Çabuk ve doğru karar verebilme, - Geleceği doğru tahmin edebilme, - Başkalarını ikna edebilme becerilerine, - Sorumluluk duygusuna sahip, - Stres altında çalışabilen kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Borsa komisyoncusunun çalışma ortamı kalabalık ve gürültülüdür. Borsa komisyoncusu çalışırken sayılarla uğraşır ve insanlarla etkileşimde bulunur. Dikkatsiz, sorumsuz ve ileriyi göremeyen kimseler müşterilerini zarara uğratabilirler. Bu da onların meslekte kalmalarını güçleştirir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Türkiye’de kısa sayılacak bir geçmişe sahip olan borsanın, kamuoyunun ilgisini gittikçe artan bir şekilde çekmekte olduğu, televizyonda ve günlük basında her gün borsa ile ilgili haber ve yorumların yer aldığı, günümüzde, borsanın sermaye piyasası içindeki yeri ve para piyasalarını etkileyen atılımlarıyla gündemde olmayı önümüzdeki günlerde de sürdüreceği tahmin edilmektedir. Bu meslekte halen sertifikaya sahip olanların istihdam sorunlarının olmadığı, gelecekte de borsanın gelişmesi neticesinde bu meslekte çalışacak yeni elemanlara ihtiyaç duyulacağı düşünülmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi Ticaret Meslek Liselerinin Borsa Hizmetleri bölümünde ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanlığınca açılan kurslarda verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu mesleğin eğitimini alabilmek için: ilköğretim okulu mezunu olmak yeterlidir. Menkul Kıymetler Borsa Başkanlığı tarafından düzenlenen bu eğitime katılabilmek için ise; En az lise mezunu olmak, 21 yaşını bitirmiş olmak, En az 1 yıl aracı kuruluşlarda çalışmış olmak ve aracı kurumun uygun görüşü gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Ticaret Meslek Liselerinde eğitim süresi 3 yıldır. Bu meslekte çalışabilmek için,Menkul Kıymetler Borsasından bir sertifikanın alınması gerekmektedir. Bunun için Menkul Kıymetler Borsasında düzenlenen 2 haftalık bir eğitim programından geçip başarılı olma şartı vardır. Burada verilen eğitimde Borsa Mevzuatı, Anonim Şirket ve Hisse Senedi, Hisse Senedi Alımında Güncel Sorunlar, Bilanço ve Gelir Tablosu Analizi, Portföy Yönetimi, Aracı Kurumlar, Banka Özelleştirme, Halka Açılma, Borsa İşlemleri, Hisse Senedi Değerlemesi, Tahvil Piyasası ve Borsanın Geleceği konularını içeren dersler verilir. Ticaret Meslek Liselerinde verilen eğitimde ise Genel Kültür Derslerinin yanında Turizm, Ekonomi, Maliye, Hukuk, Müteşebbislik, Beşeri Münasebetler, Bilgisayar, Daktilografi, Muhasebe, Borsa Hizmetleri Uygulaması gibi dersler okutulmaktadır.
MESLEKTE İLERLEME Meslek eğitimini bitirip sertifikaya hak kazandıktan sonra müşteri temsilcisi yardımcısı olarak göreve başlanır. Daha sonra bilgi ve tecrübeyle müşteri temsilcisi olunabilir. Mesleğinde başarılı olan elemanlar daha fazla gelir elde edebilirler ve kendine ait işyeri açabilirler. - Bilgisayar bölümünden mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde, alanlarının devamı niteliğindeki veya buna en yakın programların uygulandığı meslek yüksekokullarına istenilen şartları taşımaları durumunda sınavsız olarak yerleştirileceklerdir.Devam edebilecekleri bölümler;Bankacılık, Bankacılık ve sigortacılık, Deniz ve Liman İşletme Dış Ticaret, Dış Ticaret ve Avrupa birliği, e- Ticaret, Emlak ve emlak yönetimi, Gümrük işletme , Finans, İşletme, Borsa finans, ithalat- ihracat, Kooperatifcilik, lojistik, Uluslar arası lojistik, Bilgisayar destekli yayıncılık, Muhasebe, Otobüs işletmeciliği, Pazarlama, Pamuk pazarlama ve iplikcilik, Sağlık kurumları işletmeciliği,(Açık Öğretim), Sigortacılık, sivil havacılık işletmeciliği, - Bitkisel ürünlerde muhafaza ve pazarlama tarımsal işletmecilik, Tarımsal kooperatifcilik, , tarımsal pazarlama, Ticaret ve yönetim, Uluslar arası Ticaret, Uluslar arası ticaret yönetimi, - Para ve seraye yönetimi, Tarım işletmeciliği ve pazarlama proğramlarıdır. - Meslek lisesi mezunları ayrıca; - Bankacılık (Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu), - Bankacılık(Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu), - Bankacılık ve Finans (Uygulamalı Yabancı Diller Yüksek okulu), - Bankacılık ve Finans (Uygulamalı Bilimler Yüksek okulu), - Sermaye Piyasası(Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek okulu), - Sigortacılık(Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek okulu), - Sigortacılık ve Risk Yönetimi (Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu) lisans programlarına başvurduklarında ek puan almaları nedeniyle diğer bölümlerden mezun olanlara göre öncelikle yerleştirilmektedir. BENZER MESLEKLER: Emlak komisyoncusu, Broker, Dealer.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Mesleki sertifika eğitiminden önce, çalışılan aracı kurumda en az asgari ücret tutarında gelir elde edilir.Meslek eğitimi bitip “Müşteri Temsilciliği” sertifikası alındıktan sonra en az asgari ücretin 3-4 katı ücret alınır. Bu oran tecrübeye, bilgiye ve çalışılan aracı kuruma göre daha da fazla olabilir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İl ve Şube Müdürlükleri.

DİŞ HEKİMİ

TANIM
Diş sağlığının korunması, diş ve ağız boşluğu hastalıklarının tedavisi için gerekli çalışmaları yapan kişidir.
GÖREVLER
- Hastanın şikayetlerini dinleyip, dişlerini muayene eder, - Gerekirse röntgen filmi çeker, inceler ve hastalığı teşhis eder, - Tedavisi olanaklı olan dişleri tedavi eder, tedavisi olanaklı olmayan dişleri çeker, - Apseli diş için reçete yazar, - Çekilmiş dişlerin yerine köprü ve protezle yenilerini takar, - Kanal tedavisi yapar, - Ağız ve diş eti hastalıklarını tedavi eder, - İnsanlara, ağız sağlığı ve temizliği konularında bilgi verir, önerilerde bulunur.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Fotey (dişçi koltuğu), - Davye (dişçi kerpeteni), - Diş temizleme aletleri, diş çürüğünden koruyucu maddeler, - Dolgu maddeleri (simen, porselen), - Anestezi solüsyonu (tedavilerde acıyı duymayı önleyen sıvı).
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Diş hekimi olmak isteyenlerin; - Üst düzeyde genel yeteneğe, - Şekil ve uzay ilişkilerini görebilme, - El ve parmakları ustalıkla kullanabilme yeteneğine sahip, - Fizik, kimya özellikle biyoloji konularına ilgili ve bu alanda başarılı, - Hoşgörülü, sabırlı, dikkatli ve sorumluluk sahibi, - Estetik anlayışı yüksek kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Diş hekimleri hastanelerde, dispanserlerde veya özel muayenehanelerde görev yaparlar. Görev ortamı çok temiz ve biraz ilaç kokuludur. Diş hekimleri sürekli ayakta çalışırlar ve çalışırken hastalar ve hasta yakınları ile sürekli etkileşim halindedirler.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
- Diş hekimleri, hastanelerde, özel kliniklerde, muayenehanelerde çalışırlar. Zaman zaman okul, köy ve mahallelerde diş sağlığı taramalarında da bulunabilirler. - Kendi muayenehanelerini açabilirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi, liseden sonra Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile girilen çeşitli üniversitelerin “Diş Hekimliği” fakültelerinde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu bölümlere girebilmek için Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) yeterli “Sayısal (SAY)” puan almak gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Mesleğin eğitim süresi 5 yıldır. Mesleki eğitim kuramsal ve uygulamalı olarak yapılmaktadır. Temel fen derslerinden başka; Biyokimya, Protez, Deontoloji (hekimliğin kuralları, görevleri), Periodontoloji (etkin ağız bakımı), Ortodonti (diş ve çene düzensizlikleri), Pedodonti (çocuk dişleri tedavileri, sürekli dişlerin gelişimi), Ağız-Diş-Çene Hastalıkları ve Cerrahisi gibi dersler verilmektedir. Eğitim, uygulama ağırlıklı olup, fakülte kliniklerinde hastaların diş tedavilerini ve protez dişlerinin yapımını içerir.
MESLEKTE İLERLEME
Diş tedavi hastanelerinde servis şefi, başhekim yardımcısı, başhekim olabilirler. Fakültede araştırma görevlisi olarak çalışıp doktora yapabilirler. Yardımcı doçent, doçent, profesör unvanlarına yükselebilirler.
BENZER MESLEKLER: Diş teknisyenliği, tıp doktorluğu.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Eğitim süresince öğrenciler şartları uygunsa Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun öğrenci kredisinden, çeşitli kamu ve özel kurum ve kuruluşların verdiği burslardan yararlanabilirler. - Meslekte kamu kuruluşlarında çalışanlar sağlık hizmetleri sınıfından ücret alırlarken, özel muayenehaneleri olanların geliri hasta yoğunluğuna göre değişir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili eğitim kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.

20080824

REKLAMCILIK MESLEĞİ


TANIM
Herhangi bir mal veya hizmeti çeşitli özellikleri ile tanıtarak kişilerin etkilenmelerine ve satın almaya istekli hale gelmelerine çalışan kişidir.
GÖREVLER
- Satılması istenen mal veya hizmetin niteliklerini belirler, - Bu mal veya hizmete kimlerin ihtiyaç duyabileceği konusunda ön araştırma yapar, - Bu gruplara malı tanıtmak için etkileyici tanıtım malzemelerinin tasarımlarını hazırlar (gazete, dergi, ilan metinleri, grafik tasarımları, afiş, yol panosu, TV sinema filmi, senaryo, görüntü ve sözler, radyo spotları), - Reklama yönelik olarak hazırlanan kompozisyonların basımı, çekimi, yayını ve benzeri çalışmaları kontrol eder ve çalışmaların hedef kitleye ulaşmasını sağlar, - Kitaplar, dergiler, afişler, grafikler, broşürler ve benzeri reklam araçlarında kullanılmak üzere çizim tasarıları yapar veya yapılmasını sağlar, - Mal veya hizmetin içeriğine uygun olarak reklam faaliyetlerini, konferans ve seminerler gibi halkla ilişkiler faaliyetleri ile destekler, - Açık hava reklam sunumlarını (stadyum, pano, toplu taşıt araçları) gerçekleştirmek üzere çalışmalarda bulunur, - Yürütülen reklam kampanyaları ve maliyet hakkında müşterileri bilgilendirir.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
Grafik tasarım ve uygulamaya özgü özel amaçlı bilgisayar, tepegöz, dia projeksiyon makinesi, fotoğraf makinesi, karanlık oda malzemeleri, fotokopi makinesi, telefon, teyp, kaset, video, TV, kırtasiye malzemeleri, suluboya, guaş boya, fırça vb. boya malzemeleri, kitap, broşür, dergi, afiş gibi basılı yayınlar, araştırma anketleri, çizim masası vb.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Reklamcı olmak isteyenlerin; - Üst düzeyde genel yeteneğe sahip, - Genel kültür seviyesi yüksek, - Sosyoloji, psikoloji ve sanata ilgili, bu alanlarda başarılı, - Yaratıcı, hayal gücü fazla, mizah anlayışı olan, - Düşüncelerini söz ve yazı ile başkalarına etkili bir biçimde aktarabilen, - Dışa dönük, girişimci, - Yeniliklere açık ve başkaları ile işbirliği yapabilen kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Reklamcılar kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarına ait reklam, tanıtım, halkla ilişkiler bölümlerinde, medya kuruluşlarında ve reklam ajanslarında çalışırlar. Çalışma ortamı çok hareketlidir. İşyeri genellikle ileri teknoloji iletişim araçları, reklam ve grafik tasarımına özgü bilgisayarlar ile donatılmış, iyi aydınlatılmış, rahat ve temizdir. Reklamcı çalışırken reklamı yapılacak mal ve hizmeti üreten firma sahipleri ve ilgili ünite yöneticileriyle, reklam ajansı sahip ve yöneticileriyle, araştırmacılar, senaristler, matbaacılarla, basın yayın kuruluşları, grafikerler, fotoğrafçılar, çekimlerde stüdyo şefleri ve meslektaşlarıyla iletişimde bulunur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
- Reklamcılar, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının ‘’Halkla İlişkiler'’ bölümlerinde ve reklam ajanslarında çalışabilirler. - Mal ve hizmetlerin çeşitlenmesi sonucu rekabetin artması, reklamcılık sektörüne büyük ölçüde gereksinim duyulmasına neden olmuştur. Bu nedenle, reklamcıların iş bulma olanakları ve bayanların bu meslekte çalışma oranları yüksektir.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Bu mesleğin eğitimi aşağıdaki üniversitelere bağlı fakültelerin “Reklamcılık” bölümlerinde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS) “Reklamcılık” lisans programlarından biri için yeterli “Eşit Ağırlıklı (EA)” puan almak.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
- İletişim fakültelerinde eğitim, liseden sonra 4 yıl, - Eğitim süresince: Türk Dili ve Edebiyatı, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Yabancı Dil, Kişiler Arası İletişim, Reklam Teorisi, Temel Fotoğrafcılık, Grafik Resim, Sosyal Yapı Analizleri, İletişim ve Toplum, Sayfa Düzenlemesi, Tanıtım, Metin Yazarlığı, Fotoğraf, Radyo- Televizyon, Medya Planlaması, Grafik Tasarımı, Piyasa Araştırması, Reklam Kampanyaları, Reklam Filmi Yapım ve Yönetimi, Kamuoyu Araştırmaları, Grafik Resim ve Uygulama gibi meslek derslerine yer verilmektedir.
MESLEKTE İLERLEME
Lisans eğitiminden sonra alanlarında mastır (yüksek lisans) ve doktora eğitimi alarak akademik kariyer yapabilirler, yüksek öğretim kurumlarında araştırma görevlisi, doçent, profesör gibi unvanlarla öğretim üyesi olarak görev yapabilirler.
Reklamcılar; radyo, televizyon gibi yayın araçlarıyla veya basılı kaynakları tanıtım çalışmalarında uzmanlaşabilir, sadece konferans ve seminer düzenleme çalışmalarına ağırlık verebilir veya giyim, gıda gibi tek bir sektöre ait reklam kampanyaları hazırlama çalışmalarına yönelebilirler.
Anadolu İletişim Meslek Lisesi mezunları, reklamcılık alanında üniversite eğitimine yönelmek isterlerse ek puandan yararlanabilirler.
Reklamcılık alanında düzenlenen seminerlere katılarak mesleki gelişim sağlanabilmektedir.
BENZER MESLEKLER: Halkla ilişkiler uzmanı, pazarlamacı.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Öğrenciler eğitimleri süresince çeşitli kurum ve kuruluşlardan sağlanan kredi ve burslardan faydalanabilirler. - Reklamcı olarak işe ilk başlamada aylık asgari ücretin 2-3 katı civarında bir ücret alınabilmektedir. Deneyim arttıkça, uzmanlık alanları ve kampanya başarıları doğrultusunda ücrette 3-4 kat artış olabilmektedir.

Gmail'iniz çalınabilir

Las Vegas'taki bir konferans, Gmail hesaplarının kolayca çalınabileceğini ortaya koydu.
Las Vegas'ta gerçekleştirilen Defcon hacker'ları konferansında Google Mail hesaplarını kıran ve bu hesapları otomatik olarak çalabilen bir araç tanıtıldı.

Geçtiğimiz hafta Google, Gmail'e eklediği yeni bir özelliği kullanıcılarına duyurdu. Buna göre Gmail kullanıcıları artık düzenli olarak SSL'e erişebilecekler. Ancak geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bir konferansta tanıtılan bir aracın kullanıcıların canın biraz sıkılacağı söylenebilir; zira San Fransisco'dan bir mühendisin geliştirdiği araç, Gmail hesaplarını tehdit ediyor ve bu aracın iki hafta içerisinde yayınlanması planlanıyor.
Gmail'e girdikten sonra site, sizin ID bilginizi de içeren bir metin dosyasını (cookie) tarayıcınıza gönderiyor. Böylelikle, bu dosya sayesinde özellikle Gmail hesabınızdan çıkış yapmadığınız sürece, iki hafta içerisinde otomatik olarak siteye giriş yapabiliyorsunuz. Çıkış yaptığınızda ise cookie'lerin hepsi temizlenmiş oluyor.

Siteye giriş yapmak istediğinizde, Gmail SSL üzerinden (Secure Socket Layer) kaydınızı doğrulamaya çalışıyor. Problem ise, Gmail hesabınızdaki herhangi bir objeye her ulaşmak istediğinizde (resim dosyası gibi) tarayıcınız söz konusu web sitesine cookie'lerinizi gönderiyor.
Hal böyle olunca herhangi bir saldırganın ağ üzerinde http://mail.google. com'dan sunulan bir resmi eklemesiyle birlikte tarayıcınız da bu cookie'leri, dolayısıyla Gmail ID'nizi göndermek durumunda kalıyor. Bu bir kez olduğunda ise artık saldırgan, şifrenizi bilmese de hesabınıza kolayca erişebiliyor.

Konferansta bu araçla ilgili konuşma yapan Mike Perry, Google'ı daha önce bu konuda uyardığını ifade ederek Google'ın bu konuda gerekli önlemleri almamasından yakındı. "Google, Gmail'e kazandırdığı bu yeni özelliği kullanıcılarına daha detaylı anlatmalı" diyen Perry, aksi takdirde kullanıcıların riskte olduğunun altını çizdi.

Özellikle adsense ve adwords kullanıcıları, eğer Gmail hesabınıza farklı PC'lerden erişmeye çalışıyorsanız, hesabınıza giriş yapmadan önce https://mail.google. com adresini adres çubuğunuza yazarak bu işlemi yapmanızda yarar var. Böylece Gmail'in SSL sürümüne ulaştığınız için bu gibi problemlerle de uğraşmak durumunda kalmayacaksınız.

20080821

TURVE OTEL İŞLETMECİLİĞİ MESLEK ELEMANI

Turizm ve otelcilik işletmelerinde turizm hizmetinin sunumu, pazarlanması ve işletmenin dış müşterilere tanıtımında görev alan kişidir.
GÖREVLER
Turizm ve otel işletmeciliği meslek elemanlarının başlıca görevleri; müşterinin beklenti ve ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçları karşılamak için yöntemler geliştirerek uygulamaktır. Sektördeki branşlara göre,
- Ön büro hizmetleri kapsamında rezervasyon, otele giriş-çıkış işlemleri vb. - Kat hizmetleri kapsamında odaların tertip, düzen ve temizliği ile müşteri hizmetlerinin yerine getirilmesi, - Servis hizmetleri kapsamında yiyecek, içecek vb.servis hizmetlerinin yerine getirilmesi gibi görevleri yürütürler. - Ayrıca çalışılan işyerlerine göre değişiklikler göstermekle beraber mutfak, bar, muhasebe, satınalma, pazarlama ve satış departmanlarında yöneticilik görevleri de vardır.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Bilgisayar, - Faks, teleks, telefon vb. iletişim araçları - Hesap makinesi, - Diğer büro malzemeleri, - Yiyecek ve içeçek servis araç ve gereçleri, - Yasal mevzuat ve uygulama dokümanları.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Turizm ve otel işletmeciliği meslek elemanı olmak isteyenlerin; - Sosyal bilimlere özellikle turizm, ekonomiye ilgi duyan, - Ayrıntılara dikkat eden, sorumluluk sahibi, sabırlı, - Başkaları ile iyi iletişim kurabilen, başkalarını etkileyebilen, - Girişimci, - Enerjik ve dakik, - Araştırıcı-çalışkan ve dürüst, - Ekip çalışmasına yatkın, - Fiziksel görünümü düzgün ve bakımlı kimseler olmaları gerekmektedir. En az bir yabancı dili bilmek ve bilgisayar bilgisi meslekte başarıyı artıran bir etkendir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Turizm ve otelcilik meslek elemanları; genellikle kapalı, temiz, bol ışıklı, klimalı çağdaş görünümlü işletmelerde çalışırlar. Yerli ve yabancı turistlere hizmet sunarlar. Meslektaşları, diğer çalışanlar, işveren ve müşterilerle iletişim halinde çalışırlar.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Programdan mezun olanlar konaklama işletmelerinin (Ön büro, kat hizmetleri, mutfak, servis, bar, satın alma, pazarlama ve satış, insan kaynakları vb departmanlarında), Yiyecek içecek işletmelerinde, seyahat acentelerinde, rezervasyon, operasyon, biletleme, muhasebe vb. departmanlarında, havayolu şirketlerinin yer hizmetlerinin çeşitli pozisyonlarında ve yönetici olarak çalışabilirler. Yabancı dil bilgisi çok iyi olanların iş bulma sorunu hemen hemen yok gibidir. Çalışma alanları daha çok özel sektördedir. Kamu sektöründe Kültür ve Turizm Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında çalışma olanağı vardır.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi resmi ve vakıf üniversitelerine bağlı Meslek Yüksek Okullarının ‘Turizm ve Otel İşletmeciliği” önlisans programlarında verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Meslek liselerinin Ağırlama ve Gıda Teknolojisi, Aşçılık, Besin Teknolojisi (Kurum Beslenmesi)Besin Teknolojisi (Pastacılık), Beslenme ve Ev Yönetimi, Ev Yönetimi ,Ev Yönetimi ve Beslenme, Kat Hizmetleri, Kurum Beslenmesi, Mutfak, Otelcilik ve Turizm, Pastacılık, Resepsiyon, Resepsiyon(Ön Büro), Servis, Servis Hizmetleri, Turizm, Turizm Endüstrisi Servis Hizmetleri, Deniz Turizmi, Seyahat Acenteciliği, Seyahat Acenteciliği alan/kol/ bölümlerinden mezun olanlar “Turizm ve Otel İşletmeciliği” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler. Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda tercih listelerinde ilgili programa yer vermişlerse açık kalan kontenjanlara göre yerleştirilebileceklerdir. Bunun için ÖSS sınavında yeterli Eşit Ağırlıklı (EA) puanı almak gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitimin süresi hazırlık sınıfı olan Meslek yüksekokullarında 3 yıl, olmayanlarda ise 2 yıldır.
Eğitim, teorik ve pratik olarak sürdürülür. Mezuniyet için 60 işgünü staj zorunludur. Belli başlı dersler: Turizm Ekonomisi, Beslenme İlkeleri ve Mönü Planlama, Temizlik Ürünleri Kullanımı ve Denetimi, Önbüro İşlemleri, İletişim, Ticari Matematik, Gıda Teknolojisi,Yabancı Dil, Genel Muhasebe, Otel İşletmeciliği, Mutfak Hizmetleri Yönetimi,Ön Büro Yönetimi,Yiyecek İçecek Hizmetleri Yönetimi, Temizlik Hizmetleri İşletmeciliği,Ziyafet ve İkram Hizmetleri Yönetimi, Endüstriyel Yiyecek Üretimi, Özel İlgi Turizmi, Tüketici Davranışları, Genel Hukuk Bilgisi, Seyahat Acenteleri, Gıda ve Personel Hijyeni,Kongre ve Fuar Yönetimi, İletişim vb.
MESLEKTE İLERLEME
Turizm ve Otelcilik önlisans programını başarı ile bitirenler, ÖSYM tarafından açılan Dikey Geçiş Sınavı’nda başarılı oldukları takdirde, İşletme, Konaklama İşletmeciliği, Konaklama İşletmeciliği Öğretmenliği, Konaklama ve Turizm İşletmeciliği, Turist Rehberliği, Turizm İşletmeciliği, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik, Turizm ve otel işletmeciliği, Turizm ve Otelcilik, Turizm ve Rehberlik lisans programlarına dikey geçiş yapabilirler.
Özel sektörde üst düzey yöneticiliğine kadar yükselebilirler.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Mesleki eğitim süresince kazanç söz konusu değildir. Ancak koşulları uygun öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünce verilen öğrenci ve harç kredisinden yararlanabilmektedirler. Kamu kurumlarında çalışanlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre belirlenen ücreti alırlar. Özel sektörde eğitim sonrası kazanç kişinin yeteneğine, deneyimine ve pozisyonuna ,ayrıca işletmenin yapısına göre değişmektedir. Alınan ücret işe başlarken asgari ücretle 2 katı arasında değişmektedir

20080803

BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ

Bilgisayar sistemlerinin yapısı, tasarımı, geliştirilmesi ve sistemlerin kullanılması konularında çalışan kişidir.
GÖREVLER
Bilgisayar mühendisleri, yönetim, endüstri ve hizmet alanlarında; - Bilgisayar ağı ihtiyacını saptar, - Kurulması için şartname hazırlar ve temin eder, - İhale tekliflerini değerlendirir, - Yazılım konusunda çalışır, - Bilgisayar şirketlerinde danışmanlık yapar, - Sistem çözümleyicisi ve programcısı olarak çalışır, - Bilgisayar donanımını tasarlar, - Bilgisayara girecek verilerle ilgili çalışmalar yapar.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Donanım Parkı (PC, iş istasyonu, çok kullanıcılı sistem, ana bilgisayar, terminal, yazıcı), - Yazılım Parkı (çok sayıda derleyici paket yazılımı, çeşitli kelime işlem, veri tabanı, grafik yazılımları, işletim sistemleri, programlama dilleri vb.).

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Bilgisayar mühendisi olmak isteyenlerin;
- Üstün bir akademik yeteneğe,
- Sayı ve sembollerle akıl yürütme gücüne,
- Bir işi öğelerine ayırıp işlem basamaklarını belirleme becerisine sahip,
- Mantık yürütme ve tasarım yeteneği olan,
- Dikkatli, sabırlı,
- Kendini sürekli yenileme gereği duyan, araştırıcı kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Bilgisayar mühendisleri büro ortamında çalışırlar ve birinci derecede verilerle uğraşırlar, iş oturarak yürütülür, ortam genellikle sessizdir. Bilgisayar mühendisi çalışırken diğer meslektaşlarıyla ve iş sahipleriyle etkileşim halindedir.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Bilgisayar kullanımının hızla yaygınlaştığı günümüzde bilgisayar mühendisleri, eğitim, endüstri, ticaret, hizmet, danışmanlık alanlarında faaliyet gösteren özel kuruluşlarda, kamu kuruluşlarında, bankalarda, üniversitelerde, bilgisayar donanımı ve yazılımı üreten ve pazarlayan firmalarda çalışabilirler. Ülkemizde bilgisayar mühendislerinin çalışma alanları, donanım teknolojisini tasarlama ve üretmeden çok yazılım teknolojisi üzerinde yoğunlaşmıştır.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Bilgisayar mühendisliği eğitimi üniversitelerin Mühendislik Fakültelerinin “Bilgisayar Mühendisliği” bölümünde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu bölümler Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) “Sayısal (SAY)” puan ile öğrenci almaktadır.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitim süresi 4 yıldır. Eğitimin ilk yıllarında Matematik, Fizik, Kimya ve Bilgisayar Mühendisliğine Giriş dersleri verilmektedir. Daha sonraki yıllarda sistem programcılığı ve donanım (Hardware) kısmını oluşturan ve uzmanlaşmayı gerektiren dersler verilmektedir. Programlama Dilleri, Veri Yapıları, Olasılık ve İstatistik, Sayısal Mantık Sistemleri, Elektrik Devreleri, Temel Elektronik, Bilgisayar Mimarisi, Mikroişlemci ve Mikro Bilgisayar, Sistem Programlama, Veri Tabanı Yönetim Sistemi, Bilgisayarlı Grafik, İşletim Sistemi, Yöneylem Araştırma, Formal Diller ve Soyut Bilgiler, Dil İşleyiciler, Bilgi Sistemleri Mühendisliği ile uygulamaya yönelik program yürütülmektedir.

MESLEKTE İLERLEME
Bilgisayar mühendisleri, bilgisayar mühendisliği bölümünde master, doktora yaparak akademik kariyer yapabilirler. Danışma mühendisi olarak çalışabilirler. Bilgisayar şirketlerinde yönetim kademelerinde görev alabilirler.

BENZER MESLEKLER: Elektrik-elektronik mühendisliği, makine mühendisliği.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Eğitim süresince, koşulları uyan öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nca verilen krediden yararlanabilirler. Ayrıca, başarılı öğrenciler burs alabilirler. - Eğitim sonrası kazanç ise kamu kurumlarında çalışanlar için, çalıştıkları kurumun statüsüne göre değişmektedir. Genellikle sözleşmeli olarak çalışmaktadırlar (kamuda). - Özel sektörde çalışanların aldıkları ücret, deneyimlerine ve işyerinin ücret politikasına göre değişmektedir.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi Bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.


BİLGİSAYAR PROGRAMCISI
TANIM

Değişik konularda ve çok miktardaki bilgiyi, bilgisayar ortamında hızlı ve sistematik bir biçimde çözümlemek ve değerlendirebilmek amacı ile program yazan kişidir.


GÖREVLER
- Bilgilerin bilgisayarda amaca uygun olarak sistematik bir biçimde kullanımını sağlayacak bilgisayar programları yazar, - Pek çok bilgisayar programlama dilini bilir ve elindeki bilgilerin niteliğine en uygun olan programlama dilini seçer ve programı bu dilde yazar, - Programlama dillerinin yazımında kullanılan kodlamaları yapar ve uygular, - Yazdığı programı test eder, - Sistem analistinin verdiği formları, bilgisayarın kullanım diline kodlar.


KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Bilgisayar (macintosh, PC vs.) - Disket, disk, - Printer, scanner, klavye gibi araç-gereç ve malzemeler.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Bilgisayar programcısı olmak isteyenlerin; - Sistemli düşünme gücüne sahip, - Matematikle ilgili ve bu konuda başarılı, - Kendini yenileyebilen, araştırmacı, - Bir konuda verilerin çözümlenmesi için yapılması gereken işlemleri kavrayıp bunu bilgisayar diline aktarabilen, - Sabırlı ve dikkatli kimseler olmaları gerekir.


ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Bilgisayar programcıları büro ortamında çalışırlar ve birinci derecede verilerle uğraşırlar, iş oturarak yürütülür, ortam genellikle sessizdir. Bilgisayar programcısı çalışırken diğer meslektaşlarıyla ve iş sahipleriyle etkileşim halindedir.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Bilgisayar programcılığı eğitiminden sonra, kişilerin iş bulma olanakları geniştir. Hemen hemen tüm kamu kuruluşları, bankalar ile özel sektöre ait işyerlerinde çalışabilirler. Bilgisayarın her alanda yaygınlaşması, bu meslekteki elemanların iş bulmalarını kolaylaştırmakta ve aranan eleman olma özelliklerini daha uzun bir süre koruyacaklarını göstermektedir. Bu mesleği hem kadınlar hem de erkekler tercih etmektedirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Meslek eğitimi, aşağıda adı verilen üniversitelere bağlı meslek yüksek okullarının “Bilgisayar Proğramcılığı” bölümünde verilmekte iken, bu bölüm adının “Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama” olarak değişmesi nedeniyle, “Bilgisayar Proğramcılığı” adıyla artık öğrenci alınmamaktadır. Bu nedenle Meslek Eğitimi bölümünde bulunan bilgiler “Bilgisayar Proğramcılığı” bölümü eğitiminin verildiği zamandaki araştırılan bilgileri kapsamaktadır.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bilgisayar Programcılığı ön lisans programına girebilmek için, - Lise veya dengi okul mezunu olmak, - Merkezi sistemle yapılan Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS ) yeterli “Sayısal (SAY)” puanı almak gerekmektedir. Meslek Liselerinin Bilgisayar, Bilgisayar Donanım, Bilgisayar İşletimi/Bilgisayar İşletimi Teknisyenliği,Bilgisayar Yazılımı bölümlerinden mezun olanlar üniversitelerin Bilgisayar Programcılığı ön lisans programını tercih ettiklerinde orta öğretim başarı puanları 0.65 ile çarpılarak ÖSS puanlarına eklendiğinden, diğer alanlara göre daha yüksek bir ağırlıklı puan elde etmekte ve öncelikle yerleştirilmektedir.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitim süresi 2 yıldır. Eğitimin ilk yıllarında: Genel Matematik, Programlama Dilleri, Teknik Resim, İstatistik ve Muhasebe gibi temel dersler verilmektedir. Daha sonraki yıllarda ise: ileri düzeyde programlama, data yapıları ve algoritmalar, sistem analizi, modern mantık ve mikro işlemleri, nümerik analiz, yöneylem araştırması, iletişim sistemleri ve bitirme tezi olmak üzere meslekle ilgili uygulamaya dönük program yürütülmektedir.

MESLEKTE İLERLEME
Bilgisayar Programcılığı ön lisans programını başarı ile bitirenler ÖSYM tarafından açılan Dikey Geçiş sınavında başarılı oldukları takdirde Bilgisayar Mühendisliği, Bilgisayar Öğretmenliği, Bilgisayar Sistemleri öğretmenliği, Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği, Bilgisayar ve Enformatik, Bilgisayar ve Enformasyon Sistemleri, Bilgisayar-Enformatik, Bilgisayar ve Kontrol Mühendisliği, İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Matematik-Bilgisayar, Enformatik, Uygulamalı Matematik ve Bilgisayar, Enformasyon Teknolojileri, Turizmde Bilgisayar Teknolojisi lisans programına dikey geçiş yapabilirler.
BENZER MESLEKLER - Sistem Analisti, - Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni.

BURS, ÜCRET VE KREDİ DURUMU
Meslek eğitimi süresince kazanç söz konusu değildir. Ancak, koşulları uyan öğrencilerin Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nca verilen krediden yararlanması mümkündür. Ayrıca başarılı öğrenciler burs alabilmektedir.
Eğitim sonrası kazançta kişinin çalıştığı işletmeye, tecrübesine ve çalışma süresine göre ücret değişikliği söz konusudur. Genelde asgari ücretten başlayıp, asgari ücretin 10 katına kadar çıkabilmektedir.

20080713

MESLEK TANITIMLARI

BİLGİSAYARLI NÜMERİK KONTROL (CNC*)TEKNİSYENİ
TANIM Makine parçalarının imalinde kullanılan takım tezgahlarını, bilgisayarla çalıştıran kişidir.
GÖREVLER
- İmalat yapılacak parçanın, makinede hangi işlemlerden geçeceğini belirler,- Bu işlemlerde hangi aletlerin kullanacağını saptar,- Kullanılacak ölçme ve kontrol aletlerini belirler,- Söz konusu aletlerin çalıştırılması için bir bilgisayar programı yazar ve bunu tezgaha yükler,- Makinenin, imal edilecek parçaya göre önceden ayarını yapar,- İmalatı gerçekleştirir.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Torna, freze, matkap, taşlama gibi bilgisayarlı takım tezgahı,- Bilgisayar, printer, bilgisayar disketleri ve kağıt şeritler,- Kumpas, mikrometre, tampon mastarlar kesici takımlar ve takım tutucular gibi ölçme ve kontrol aletleri.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Bilgisayarlı nümerik kontrol teknisyeni olmak isteyenlerin;- Sayılar ve şekiller arasındaki ilişkileri çabuk algılayabilen,- Yönergeyi hazırlayabilen ve bunu uygulayabilen,- Gözünü ve elini eşgüdümlü kullanabilen,- Uyarıcılara çabuk tepki verebilen,- Makine parçaları arasındaki ilişkileri görebilen ve makinelerle çalışmaktan hoşlanan,- Uzun süre ayakta durabilenkimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Bu meslek üyeleri, otomotiv ve imalat sektöründeki atölyelerde; ısı ve kokunun normal, toz, gürültü, ışık ve titreşimin yoğun olduğu ortamlarda çalışırlar. Kişi çalışırken birinci derecede makinenin çalıştırılması ile ilgilidir. Çalışma saatleri düzenlidir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Bu meslekte özellikle otomotiv ve metal imalat sektöründe çalışma olanakları mevcuttur.Ülkemizde, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki, geleneksel takım tezgahlarından oluşan makine parkını, teknolojisi ileri CNC tezgahlarına çevirmek bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, şimdi ve gelecekte yetişmiş insan gücüne olan gereksinimi de beraberinde getirmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Bu mesleğin eğitimi Anadolu Meslek, Anadolu teknik liseleri, teknik liseler ve endüstri meslek liselerinde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu alanda meslek eğitimi alabilmek için en az ilköğretim okulu mezunu olan kişilerden endüstri meslek liselerinin tesviye, elektrik, elektronik, bilgisayar, telekomünikasyon, gemi elektroniği ve haberleşme bölümlerinde okuyan öğrenciler, 1. sınıfta gerekli not ortalamasını sağlamak koşuluyla teknik liselerin bilgisayarlı nümerik kontrol bölümlerine geçebilmektedirler. Anadolu Teknik, Anadolu Meslek, Anadolu Teknik Liselerine girebilmek için Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavında başarılı olamak gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitim süresi teknik liselerde 4 yıl, Anadolu teknik liselerinde 5 yıldır.Endüstri meslek liselerinde 3 yıldır. Eğitim süresince: genel kültür dersleri ve Tesviyecilik ve vargelcilik,Torna ve freze tezgahları, Ölçme ve kontrol aletleri, Bilgisayar ve ekipmanları, Kağıt deliciler ve kağıt serilere program aktarılması, Bilgisayarlı nümerik kontrol (CNC) tezgahlarının bakımı ve iş güvenliği konularında vb. meslek dersleri okutulmaktadır.

MESLEKTE İLERLEME
Meslek liselerinin (CNC) Bilgisayarlı Numerik Kontrol bölümünden mezun olanlar istedikleri taktirde, Endüstriyel Kalıpçılık, Hasat Sonrası Teknolojisi, Makine, Makine Yağları ve Yağlama Teknolojisi, Mekatronik, Mekatronik (Uzaktan eğitim) Otomotiv, Oto Boya Karoseri Doğrutma Teknikerliği, Sondajcılık, Tarım Alet ve makineleri, Metalurji Malzeme, Gemi makineleri ile Metalografi ve Malzeme Muayenesi ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler.Ayrıca meslek liselerinin (CNC) bölümünden mezun olanlar ÖSYM tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) girip başarılı olmaları ve “Talaşlı Üretim Öğretmenliği” lisans programını tercih etmeleri durumunda ek puan almaları nedeniyle diğer bölümlerden mezun olanlara göre öncelikle yerleştirilmektedir.

BENZER MESLEKLER: Makine Teknisyeni, Elektronik Teknisyeni, Bilgisayar Programcılığı.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Meslek lisesi öğrencileri staj sırasında asgari ücretin % 30′u oranında ücret alırlar. Bu meslekte çalışanlar asgari ücretin 3-4 katı ücret almaktadır.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları,

- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi,

- Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İl ve Şube Müdürlükleri.


* CNC kelimesi İngilizcedeki “Computer Numerically Controlled” olup “Bilgisayarlı Nümerik Kontrol” anlamına gelmektedir. Bilgisayar Kontrollü Tezgahlar olarak da anılmaktadır.
Botox
Botox, a purified form of the bacteria Clostridium Botulinum, has been making waves in removing the wrinkles found between the eyebrows, corners of the mouth and between the mouth and nose. Botulinum is a bacteria which causes food poisoning that is usually fatal. In these injections, the toxins are purified to bring about paralysis of certain facial muscles.
It is frequently used to reduce wrinkles in the forehead, corners of the eyes and wherever it may appear when frowning. The duration of the treatment is about four to six months and is dependant on the reaction of the facial muscles on the injection.
Around ten percent of people undergoing botox treatment complain of deep bruises since having them is usually painful.
Botox has the reversible side effect of drooping eyebrows or eyelids which lasts about three to six months. There has also been cases where double vision has been reported but in extremely rare cases, usually lasting for several months. There are no side effects that last longer than six months.

Use of botox is contraindicated when you have a neuromuscular disease like myasthenia gravis, muscular dystrophy or an allergy against human albumin or the Botox toxin. It also cannot be used when pregnant or breastfeeding, drinking alcohol or taking an anti-inflammatory medication within fourteen days.

After a botox treatment, you should wait after four hours to lie down. Do not massage the treated muscles to prevent the botox from spreading to the muscles of the eyes. It must be exercised every fifteen minutes for an hour after treatment since botox is absorbed by active muscles. This treatment can be done every four to six weeks.
Botox may seem great, but before you schedule your appointment, determine how much expression you want to retain in your face. You could risk your face looking like an expressionless mask, boring and uninteresting to others.

Botox Cost
The cost of botox can vary from state to state. It normally ranges between $300.00 to $500.00 dollars per treatment.
Chemical Peel
Skin is a dynamic, growing organ. Every day cells divide at the basal layer of the epidermis and begin their journey upward to the uppermost layer, the stratum cornea. As new cells continue to grow, old cells from the stratum cornea slough off. This exfoliation of cells from the stratum cornea is a normal daily event.
Chemical peeling is basically an accelerated form of exfoliation induced by the use of a chemical agent. Very light peeling agents induce a faster sloughing of the cells in the stratum cornea, whereas deeper peeling agents create necrosis and inflammation in the epidermis, papillary dermis, or reticular dermis.
Chemical peeling creates changes in the skin through three mechanisms:Stimulation of the epidermal growth through removal of the stratum cornea. Even very light peels that do not create necrosis of the "living epidermis" can induce the epidermis to thicken.Destruction of specific layers of damaged skin. By destroying the layers and replacing them with more "normalized" tissue, a better cosmetic result is achieved. This is especially true in the treatment of pigmentation abnormalities and actinic keratoses.Introduction of inflammatory reaction deeper in the tissue than the necrosis induced by the peeling agent. Activation of the mediators of inflammation is able to induce production of new collagen and ground substance in the dermis. Epidermal wounds are capable of inducing deposition of collagen and glycosaminoglycans in the dermis.
Because deeper peels involve a greater risk of complication and a longer period of recovery, or downtime, the goal is to create as little necrosis as possible while inducing as much new tissue formation as possible. This is the concept behind repetitive superficial and medium depth peels. They have low risk, but they create cumulative benefits that far exceed the results of on lighter peel.Levels of Peels
Very superficial (exfoliation): These peels thin or remove the stratum corneum and do not create a wound below the stratum granulosum.
Superficial (epidermal): These peels create necrosis of part of all of the epidermis, anywhere from the stratum granulosum to the basal cell layer.
Medium (papillary dermal): These peels create necrosis of the epidermis and part or all of the papillary dermis.
Deep (reticular dermal): These peels create necrosis of the epidermis and papillary dermis, which extends into the reticular dermis.Classification of Peeling Agents
Very Superficial: Glycolic acid 30% to 50% applied briefly (1 to 2 minutes)Jessner's solution applied in 1 to 3 coatsLow-concentration resorcinol 20% to 30% applied briefly (5 to 10 minutes)
Superficial: Glycolic acid 50% to 70% applied for a variable time (2 to 20 minutes)Jessner's solution applied in 4 to 10 coatsResorcinol 40% to 50% applied for 30 to 60 minutes.TCA 10% to 30%
Medium Depth: Glycolic acid 70% applied for a variable time (3 to 30 minutes)TCA 35% to 50%Augmented TCA (Jessner's solution plus TCA 35%, glycolic acid 70% plus TCA 35%)
Deep: Phenol 88%

20080617

Sınav Sonrası Öneriler


Sınavdan sonra özellikle soruların cevapları açıklanıncaya kadar, hatta bazen açıklandıktan sonra bile sınavda ne yapıldığından emin olunmayabilinir. Resmi sonuçlar açıklanmadan önce puanla ilgili her türlü hesaplamanın sadece bir tahmin olduğu unutulmamalıdır.
Uzun ve zorlu bir uğraş sonunda istenilen performansa ulaşmış olunsa da olunmasa da çabanın takdir edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Ne kadar uzaklaşmak isteseniz de ""Kaç puan alacaksınız? Bu puana göre yazmayı düşündüğünüz bölümler, İstediğiniz bölüme girip giremeyeceğiniz"" gibi sorular gündemde çok sık yer alacaktır. Ancak belirsizliğe tahammül etmek ve bir terslik olursa alternatiflerin neler olabileceğini düşünmek bu dönemin biraz daha rahat geçirilmesini sağlayabilir.

Anne Ve Babalara Öneriler
Elbette ÖSS’ye hazırlık süreci sadece gençleri değil aileleri de psikolojik olarak etkileyen bir süreçtir. Aslında sınava aileler de gençlerle birlikte hazırlanır. Bu dönemde ailenin gencin sıkıntılı olduğu zamanlarda yanında olduğunu hissettirmesi önemlidir.
Gencin ne istediğine yönelik tahminlerde bulunup onu yerine getirmeye yönelik davranışlar sergilemek yerine gencin bu dönemdeki gerçek talebinin ne olduğu sorulup paylaşılabilinir.Biliyoruz ki zaman zaman genç umutsuzluğa kapılacak başarabileceğinden endişe edecektir. Bunların beklenen durumlar olduğu hatırlatılarak, her durumda kendisine destek olacağınızı hatırlatmanız onları rahatlatacaktır.
Özellikle üniversite ve bölüm tercihi aşamasında gencin sizden yardım talebi olacaktır. Bu talebi karşılarken kendi koşullarınızdan, düşünce ve isteklerinizden bahsedebilirsiniz, ancak son kararı çocuğunuzun vermesine yardımcı olmak en doğru yol olacaktır.
""Bir çocuk sahibi olmaya karar vermek, sonsuza dek yüreğinizin, bedeninizin dışında olmasını kabul etmektir.""
Elizabeth Stone:
Sevgili Gençler,
Yanılgılar, yangınlar, yanılsamalarla kurulmuş bir hayatın içinde, içinde olabilmek; ama suyun bardağın içinde olduğu gibi değil, tam anlamıyla içinde olabilmek için neler yapmak gerekiyor? Ödevler ve haylazlıklar gerekiyor. Şapkanı önüne koyup düşünmek gerekiyor bazen, bazen de şapkanı tersine çevirip ıslık çalarak uzaklaşmak gerekiyor kederinden. Yüreğinden neler çıkartabildiğine bakman ve yanlışlarını görmen gerekiyor. Bazen ""Bu yanlıştı, ama sevdim bu yanlışı."" demen gerekiyor. Hayatla ilgili şeyleri formüle etmek zor, reçete sunmak da. Deneye yanıla, yüreğin çarpa çarpa yürümek gerekiyor.
Yüreğinizin dilediğini, hayatın her zaman karşınıza çıkarması, gayretlerinizin, çabalarınızın sonucunu en iyi şekilde almanız dileğiyle...
Bu içerik Eyüboğlu Eğitim Kurumları tarafından sağlanmıştır.

20080504

Hipnoz Nedir Ne Değildir?

Her seyden önce Hipnozun uyku olmadığını bilmekte fayda mülahaza ediyorum. Her ne kadar hipnosis Yunanca da uyku anlamına gelse de (hatta Yunan mitolojisinde uyku tanrısının adı olsa da) yapılan elektrofizyolojik incelemeler hipnoz anı ile uyku halinin tamamen farklı durumlar olduğunu göstermiştir. Uykuda görülen yavaş beyin dalgalarının yerine hipnoz sırasında kişinin beyin aktivitelerinin uyanıklığa denk olduğu görülmüştür. Hipnoz kelimesi ilk kez İngiliz hekim Braid tarafından kullanılmıştır.

Hipnozun mazisi çok eskilere dayanmakla birlikte bilimsel mahfillere girmesi F A Mesmer tarafından sağlanmıştır. 18. Yüzyılın son çeyreğinde bazı nörotik hastaların tedavisinde hipnozu kullanan Mesmer hem çok popüler olmuş hem de bir çok hasım kazanmış, kendisi şarlatanlıkla suçlanmıştır. Zira her devirde olduğu gibi o devirde de insanlar doğa üstü güçlere ve bu güçlere sahip olan insanlara çok inanmışlar ve onlardan medet ummuşlardır. Bunu çok iyi kullanan Mesmer hipnoz seanslarına adeta mistik bir hava katarak etkinligini artırmıştır.
Günümüz Türkiye’sinde hipnoz hak ettigi yeri yavas yavas tedavilerde almakla birlikte su-i istimale açık bir saha olarak halen bakirligini korumaktadır. Bunun nedenini ilerleyen satırlarda daha iyi anlayacaksınız.

Hipnozu şu an en çok uygulayanlar sahne illüzyonistleri ve medyumlardır. Bunun yanında Psikiyatristler ve Diş hekimleri de hipnozu pratiklerine almaya başlamışlardır. Ancak yinede bazı kötü niyetli kişiler hipnozu sanki başlı başına bir tedavi edici metodmuş gibi lanse etmekte ve bu yolla hastaları kullanmakta ve onlara zarar vermektedirler. Aslında hipnoz psikiyatrik hastalıkların psikoterapisine yardımcı bir metod olarak kullanılabilir. Hipnoz altında verilmesi gereken telkinler ve diğer psikoterapötik yollar izlenmezse sadece hipnoz yapılmış olması hastalığı tedavi etmez.

Bunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Bir cerrahın ve bir kasabın eline neşter verdiğinizi varsayın. Cerrah yaptığı müdahalede nasıl anatomik katları tekrar birleştirmeye uygun keser. Oysa kasap sonrasını düşünmeden neşteri çeker ve tamiri güç yaralar bırakır. İnsanın ruhsal yapısını bilmeyen hastalığın sebepleri konusu üzerinde ihtisası olmayan birinin ruhsal hastalıkları tedavi etmeye kalkması kasabın ameliyat yapmasına benzer ki kişinin ruh sağlığı üzerinde onulmaz yaralar bırakabilir.

Hipnoz günlük stres ve sıkıntılar,sigara alışkanlığından kurtulmak,şişmanlık ve yeme bozuklukları, uyku bozuklukları, konsantrasyon problemleri, fobiler(korkular), cinsel problemler,psikosomatik rahatsızlıklar, dissosiyatif bozukluklar ve diğer psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı araç olarak kullanilabilir.
Ancak hipnozun tek kullanım yeri psikiyatrik hastalıklar değildir. Diş hekimleri anestezide kullanabilirler. Hatta genel cerrahide bile anestezik ajan kullanmadan yalnızca hipnozla yapılan büyük operasyonlar bildirilmiştir.

Ülkemizde hipnozun uzun yıllar ihmale uğramış olmasını materyalist yaklaşımın psikiyatristler arasında çok yaygın olmasına bağlıyorum. Hipnoz altında geçekleşen bazı fenomenleri yalnız madde ile açıklamak mümkün görünmemektedir. Ayrıca psikiyatri pratiğinde biyolojik yaklaşımın ön planda tutulmuş olması da bunda bir etken olabilir. Herkesin kolayca hipnotize olmaması da bunda bir diğer etkendir. Hipnozun kullanımı bir kenara bırakıldığında en çok merak edilen birkaç soruyu da şöylece özetlemek isterim.
Hipnoz olan kişi, bir daha uyanamazsa ne olur ?:
Hipnoz tamamen telkinle oluşturulan bir durumdur ve yine telkinle normale döndürülebilir. Şimdiye kadar yapılmış milyonlarca hipnoz denemesinde ve konu ile alakalı yazılarda uyanamama diye bir şeyle karşılaşmadım. Bu tamamen fantastik bir durum olup bazı filmlerdeki sahnelerden kaynaklandığını düşünmekteyim. Kişiye verilen telkinin bitmesinden sonra kişiyi hipnotize eden uyandırmasa bile trans yüzeyelleşir ve kişi bir süre sonra kendiliğinden uyanır. En kötü ihtimalle hipnoz edenin kişiyi uyandıramadan öldüğünü varsaysak bile hipnoz olan kişi bir süre sonra normal uykuya geçerek uyanır. Kaldı ki aşırı gürültüler, ani ısı değişiklikleri gibi fizik şartlardaki değişimler kişinin transtan çıkmasına neden olur.
Sırlarımı hipnoz altında söyler miyim ?: Hipnoz olmak üzere olan kişilerin en çok korktukları kirli çamaşirlarinin ortaya dökülmesidir. Ancak şunu bilmekte fayda vardır. Narko analiz ( İlaçla hipnoz oluşturup yapılır) dışında kişi sonradan pişman olacağı yada kişiliğine uygun olmayan bir şeyi ne söyler ne de yapar. Bu konuda hipnozitör ısrarcı davranırsa trans yüzeyelleşir ve bir süre sonrada kişi kendiliğinden transtan çıkar. Bu tür durumlar ancak filmlerde olur. “Gözlerime bak ve uyu” da filmlerden çıkıp gelmiş bir sözdür ve gerçeklerle bağdaşmaz.

Herkes hipnoz olabilir mi ?: Demans hastaları, geri zekalılar, çok yaşlanmış dikkatini bir noktada toplayamayanlar, ciddi akıl hastaları ve küçük çocuklar dışında hemen herkes hipnotize olabilir.
Herkes hipnoz yapabilir mi? Evet . Şartları yerine getirdikten sonra herkes hipnoz yapabilir. Ama bazı insanlar bunu daha kolay gerçekleştirirler. Hipnoz olmaya istekli bir kişi , hakikaten hipnoz yapmak isteyen birisi tarafından kolaylıkla transa sokulabilir ama sonrası ne olur bilemem. Dolayısıyla hekimlerin dışındaki insanların bu işle uğraşması tamiri güç durumlara sebep olabilir. Hele ruhsal sorunların tedavisinde Psikiyatristlerin dışında insanların hipnozu kullanmasının kasabın ameliyat yapmasından hiçbir farkı olmadığını hatırlatmak isterim. İşi ehline yani cerraha vermek gerektiği gibi hipnozu ve ruhsal sorunların tedavisini psikiyatristlere bırakmakta fayda vardır diye düşünüyorum. Ne dersiniz

20080422

VERİMLİ ÇALIŞMA VE ÖĞRENME YOLLARI

Olumlu ve yeterli ortama sahip olmalarına rağmen, bazı öğrencilerin başarısız olmalarının nedeni; verimli çalışma ve öğrenme yollarını bilmemeleridir. Verimli çalışma ve öğrenme yollarını bilmek her öğrenci için ihtiyaçtır.

Öğrenme Nedir
Öğrenmenin sınırı yoktur, yaşam boyu devam eder.
Öğrenme davranışların değişmesidir. Bilmediğimiz bir bilgiyi bilir hale gelmemiz, yapamadığımız bir etkinliği uygula duruma gelmemiz bir öğrenmedir. En yalın tanımla öğrenme, bilebilme, yapabilmedir. Öğrenmenin sınırı yoktur, yaşam boyu devam eder. İnsanoğlu her şeyi bilmek doğaya hakim olmak ister.
Bugünkü uygarlığı da insanın öğrenme merakı yaratmıştır.
İnsanın bilinçli bir varlık olarak neyi, niçin ve nasıl yapacağını bilmek hem hakkı hem de insan olma sorumluluğunun gereğidir. Öğrenme işinin zaman, amaç, merak ve irade ile yakın ilgisi vardır. İrade ve zamanın nasıl kullanılacağını bilmek, öğrenme yollarını bilmektir. Orta öğretim programlarına alınan ders konuları planlı çalışma alışkanlığını edinen öğrencilerin başarabilecekleri düzeydedir.

Öğrenme İlkeleri
Öğrenme bir amaca yönelik olmalıdır. Amaçsız öğrenme olamaz. Amaçlı çalışma aynı zamanda öğrenmeye karşı bireyde istek uyandırır.
Öğrenme tecrübeye dayanmalıdır. Tecrübe ile öğrenilen bilgiler öğrencinin benliğini sarar ve aynı zamanda manevi bir haz duygusu oluşturur. Öğrencinin kendine güvenini arttırır.
Öğrenme isteğe bağlı olmalıdır. Bu istek de öğrenilecek konunun ana hatlarının önceden kavranmış olması ile yakından ilgilidir.

Planlı Çalışınız
Başarılı olmak için planlı çalışmak gerekmektedir. Planlı çalışmak bir işi parçalara bölüştürmek sonunda da zamanlara paylaştırılan işi gerçekleştirmektir. Plan sizi belli zamanlarda belli işleri bitirmeye zorlayacaktır ve bu plan doğrultusunda çalışan öğrencinin başarısı mutlaka artacaktır.
Planlı çalışabilmek için, günlük zaman cetveli hazırlamak ilk adımdır. Günlük plan sadece çalıştığınız konularda değil günlük diğer çalışmalarınızın, dinlenme, eğlenme konularınızın neler olacağını, bunlara ne kadar zaman ayıracağınızı da göstermelidir.

Belirlediğiniz bu zaman çizelgesini kullanmak kolay iş değildir, özellikle başlangıçta bu konuda kendinizi zorlamanız gerekmektedir. Kısa süreli bu sıkıntılarınızın, ileride sizi bekleyen mutlu, başarılı ve doyurucu yıllar için yatırım olduğunu düşünmek sizi çalışmaya yönlendirebilecektir. Alışkanlık oluşmaya başladığında ise belli zamanlarda belli işleri yapmadığınızda duyacağınız sıkıntı, düzenli çalışma alışkanlığının pekişmesine neden olacaktır. En önemli nokta hazırladığınız planınızı, zorunlu olmadıkça günü gününe, saati saatine hiç değişiklik yapmadan, herhangi birini atlamadan gerçekleştirebilmektir.

Çalışma Zamanını İyi Ayarlayınız
Çalışmanızı en kolay öğrendiğiniz, dikkatinizi en kolay toplayabildiğiniz saatlerde gerçekleştirmeniz gerekmektedir.
Yaygın görüşe göre yarım saatten az bir çalışma verimsizdir. Yarım saatten kısa süreler, bir kitabı karıştırmak, liste yapmak gibi işler için kullanılabilir. Verimli çalışma için en yararlı zaman dilimleri birer saatlik sürelerdir. Ancak bir yazı yazma, ödev hazırlama gibi çalışmalar için iki üç saat ayrılabilir. Çalışmanızı en kolay öğrendiğiniz, dikkatinizi en kolay toplayabildiğiniz saatlerde gerçekleştirmeniz gerekmektedir. En verimli saatler, bir çok insan için sabah saatleridir.
Zamanınızı planlarken; başkasını örnek almak yerine, kendi yetenek, ön bilgi, beceri, tutum ve ihtiyaçlarınızdan yola çıkmanız daha yararlı olacaktır.

Bir öğrenci için okul saati dışında iki saatlik dinlenme süresi uygun görülmektedir. Bu saatleri sosyal faaliyetler, sohbet, dinlendirici okuma, resim, müzik, spor ve koleksiyon çalışmalarının biri ya da birkaçı ile doldurabilirsiniz. 40-60 dakikalık etkili bir çalışmadan sonra 5-15 dakika kadar dinlenmek gerekmektedir. Kısa dinlenmelerde dikkatin dağılmaması için çalışma yerinden fazla uzaklaşmamak gerekmektedir.

Çalışma Yerinizi Belirleyiniz
Masası, sandalyesi, ısısı, ışığı ve gürültüden uzak bir odanızın bulunması başarı kazanmada önemli ölçüde rol oynar. Eğer evde özel bir çalışma odası yoksa, günlük odadan bir köşeyi çalışma yeri olarak ayırmak gerekmektedir. Ders kitapları, yardımcı kitap ve diğer araç gereçleri rahatlıkla alınabilecek bir yerde bulundurmak kolaylık sağlayacaktır.
Ders çalışırken mutlaka masa başında oturulmalıdır. Yatarak ya da ciddiyetten uzak bir ortamda ders çalışmak başarısızlığa neden olur. Eğer evde bir çalışma ortamı yok ise okul kitaplığının belli bir köşesi çalışma yeri olarak kullanılabilir.

Dikkatin Çalışma Konusu Üzerinde Yoğunlaşması
Çalışmaların verimli olabilmesi için dikkatin çalışma konuları üzerinde yoğunlaştırılması önemlidir. Bunun için:
a- Dikkatin dış uyarıcılardan mümkün olduğu kadar uzak tutulması ve bu amaçla çalışma yerinin ve ortamının iyi seçilmesi,
b- Not alınması,
c-Güçlü amaçlar seçilmesi,
d-Ele alman konunun günlük yaşamla bağlantısının kurulması gerekmektedir.
Anlama Gücünün Geliştirilmesi Öğrenmek, anlamak demektir. Anlama gücünün geliştirilmesi için konunun dikkatle okunması, öğrenilenlerin eski bilgiler ile benzerlik ve bağıntısının kurulması, örneklere dikkat edilmesi, okunulan konunun ana fikrinin ortaya çıkarılması hususları üzerinde durulması gerekir.

A. İnceleme:
Bir kitabın veya yazının incelenmesi o kitap hakkında genel bir bilgi sahibi olmak demektir. Bu da kitabın adının, yazarının, basıldığı yılın, kapağındaki tanıtıcı yazıların önsözü ile içindekilerin ve ana başlıkların genel olarak gözden geçirilmesi ile mümkün olur. Eğer kitabın devamından yararlanılmak isteniyor ise o zaman daha ayrıntılı bir inceleme yapılmalıdır.

B. Sorular oluşturma:
Her kitabı veya yazıyı bir takım sorulara cevap bulmak için okumak gerekir. Bu nedenle okumaya geçmeden önce, yapılan incelemeden de yararlanılarak söz konusu kaynaktan cevaplan bulunabilecek sorular belirlenmelidir. Bu sorular okuyucuyu daha dikkatli okumaya yöneltecektir.

C. Okuma:
Bir ders kitabını ya da düşündürücü bir eseri okurken beyin güçlerini konuya yöneltmek gerekir. Okuduğunu anlamadaki başarı iyi ve hızlı okuyabilmeye bağlıdır. Okuma sırasında niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim gibi sorular okuyanın kafasında merak uyandırmalıdır. Özelden genele doğru gitmede kitabın her bölümünün ve sonuçta tümünün ana düşüncesini bulmak gerekir. Ele alınan konunun veya yazının en az iki defa okunması anlamanın ön şartıdır.

İlk okumada kitap ya da yazıdaki ana ve yan düşünceleri tespit etmek gerekir. Bu sırada not çıkarma ve satırların altını çizme gibi işlemler yapılmamalıdır. İkinci okumada ise; ana ve yan düşünceler kesin olarak belirlenmeli ve satır altlan çizilmelidir.

a. İyi okumak: Bütün parça-bütün yöntemindeki çalışmaları yerine getirmek iyi okumak demektir.
b. Hızlı okumak: İyi ve etkili okuma deyince, okuduğunu anlamak ve hızlı okumak akla gelir. Ancak hızlı okumayı engelleyen faktörler vardır.
Kavrama uzaklığının ve kesintilerinin kısa oluşu; bazı kişiler bir yazıyı okurken bir veya daha çok kelimeyi kavrayabilirken bazıları tüm satırı kavrayabilmektedir. Buna kavrama uzaklığı denir.
Sık sık geriye dönüş; kavrama uzaklığı ne kadar uzak olursa geriye dönüşler o oranda çoğalır ve zaman kaybına neden olur.
Sessiz okuma alışkanlığının kazanılmış olmasıdır.

Okuma hızının geliştirilmesi için; gözlerin kusursuz olması ya da göz kusurlarının giderilmiş olması, sözcük dağarcığını zenginleştirmek, çok okumak, sözlük ve ansiklopedi gibi kaynak kitaplardan yararlanmayı alışkanlık haline getirmek, yeni, yabancı ve teknik sözcükleri not etmek ve bunları günlük konuşmalarda ve yazılarda kullanmaya çalışmak gereklidir.
Okumayı geliştirmede ön şart iyi ve sürekli okuma alışkanlığı edinmek, günde en az 15-20 dakikalık bir zamanı okumaya ayırmaktır. Okumayı daha iyiye götürmek için okuldaki Türkçe ve Edebiyat öğretmenleri ile işbirliği yapılabilir.

D. Hatırlama-Özetleme:
Okuduklarını yeniden gözden geçirmeyen hatırlamaya çalışmayanlar, öğrendiklerinin yarısını kitabı bıraktıktan bir süre sonra unutmaktadırlar. Bu nedenle öğrendiklerimizi unutmamak için düzenli bir çaba göstermek zorundayız.
Gözden geçirme ve hatırlama çalışmalarınızı parça parça yürütmelisiniz. Her başlık altındaki parçayı dikkatle okuduktan sonra durunuz, okuduklarınızı hatırlamaya çalışınız. Eğer zamanınız sınırlı ise konunun ana çizgilerini belirlemekle yetinebilirsiniz.
Okuduğunuz yere bakmadan o parçayı başarı ile özetleyebilirseniz o parçayı anlamışsınız demektir.

Özetleme: Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta okunulan yazının özünü yakalamak ve bunu okunan yazıya bakmadan kendi sözcükleriniz ile oluşturacağınız cümleler ile okunaklı ve kısaca yazabilmektir.
En kolay özetleme paragraf paragraf yapılan özetlemedir. İkincisi paragraf kümelerinin özetlenmesidir. Üçüncüsü bölümlerin özetlenmesidir. En son aşama ise yazının tümünün özetlenmesidir.
Özet çıkarırken yazıdaki planı bozmamaya, yazının amacını yitirmemeye, ana düşüncesini ve onu destekleyen yardımcı düşünceleri belirtmeye ve yazıdaki anlamı korumaya çalışılmalıdır.

E. Tekrarlama:
Bu aşamada, okuyup öğrendiklerinizin doğru olup olmadığını denetlemiş ve doğru olanları pekiştirmiş olacaksınız. Doğrulama amacı ile yapacağınız ilk iş, okuduğunuz kitap ya da yazının genel yapısını incelemektir. İkinci işiniz kitap ya da yazı ile ilgili olarak oluşturduğunuz soruların tümünü cevaplayıp, cevaplayamadığınızı yoklamaktır. Cevaplanması gereken yeni sorular ortaya çıkmışsa, onları da cevaplamış olmalısınız. Üçüncü işiniz ise kitap ya da yazıyı yeniden okumak ve notlarımızdaki eksiklikleri tamamlamaktır.

Not alma:
a. Öğretmenin anlattıklarından özellikle ders kitabında bulunmayan açıklamanın,
b. Bir konferansçının anlamlı bulunan düşüncelerinin,
c. Okunan kitap ya da yazıda ilginç bulunan düşüncelerin,
d. Bir gezide ilginizi çeken özelliklerin,
e. Herhangi bir anda akla gelen ilginç görüşlerin kısa sözlerle yazılması, not alma olarak tanımlanabilir.

Yararları:
a. Konuyu kısaltarak not tuttuğunuz için ifade yeteneğiniz gelişir.
b. Öğrenilenler zamanla unutulsa bile bu konu ile ilgili notları okumakla konuyu hemen hatırlarsınız.
c. Not tutma anında dikkat devamlı olarak bir toplandığından bilgi ve fikirler kolayca zihninize yerleşir.
d. Tertip ve düzenleme yeteneklerinizi arttırır. e. Sizi sürekli olarak etkin, uyanık ve gelişmeye açık tutar.

Not almada dikkat edilecek noktalar:
Not almaya başlarken tarih koyunuz.
Not tutarken belli bir plana göre hareket edilmelidir. Plan ve taslak, notların düzenli olarak yazılmasına yardım eder. Bir konuyu bölüm ve kısımlara ayırarak not alınız.
Notlar kısa ve özlü fikirleri kapsamalıdır.
Notlar kendi ifadelerinizle yazılmalıdır.
Notları yazarken düzenli ve okunaklı bir ifade kullanılmalıdır.

20080417

Bunları Biliyormusunuz???


1. Deve kuşlarının gözleri beyinlerinden büyüktür

2. Timsahların ağızlarını açma güçleri kapama güçlerinden daha azdır

3. Karınca deliklerinin girişi her zaman kuzey"e bakar

4. En zehirli hayvanın altın kurbağa olduğunu biliyor muydunuz?

5. Bir insanın damarları arka arkaya konulduğunda dünyanın çevresini 2 defa dönenecek kadar uzunluktadır.

6. Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplar

7. Nobel barış ödüllerinin kurucusu Alfread Nobel aslında dinamit yapımcısıydı

8. Dünyanın en soğuk yeri güney kutbu olup sıcaklık -80 ve -90 civarındadır

9. Tarihte en uzun hakimiyette kalmış sülale Osmanlı sülalesidir: 623 yıl

10. 1533 yılında Rusyada hakimiyete gelmiş IV.İvan'ın kendi yerinde gözü olduğu gerekçesiyle öz oğlunu öldürmüştür.

11. Tarantulalar zehiri annesinden alır annesi de ölürmüş

12. Fransa Kralı XIV.Ludvig zamanında yapılan Versay sarayında tuvalet yoktu.

13. Noel babanın kıyafetleri onu yıllar önce coca cola’nın yarattığı için kırmızıymış

14. Kargalar ortalama 120yıl yaşarlar

15. Bir insan 1'den 1 milyara kadar 12 senede sayabildiğini biliyor muydunuz...

16. Zürafaların ses telleri yoktur.

17. Bir insanın damarlarının uzunluğunun dünyayı 200 kere dolaşabileceğini biliyor muydunuz? 18. yetişkin biri günde ortalama 25.000kez nefes alır

19. Bugün hayatınızın geri kalan günlerinin ilk günü...

20. Balıklar olan her şeyi 10 dakika sonra unuturlar

21. Bir bardak kolada yaklaşık 32 küp şeker bulunur.

22. Okyanusun en derin yerine inmek aya gitmekten daha zordur...

23. Ortalama alınırsa her yıl eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölen insan sayısından daha fazla(minare)

24. Bir gerpard saate 125km hizlan kosar

25. Jackie chan dünyadaki bütün dövüş sporlarında dünya şampiyonudur

26. Eskiden Mısırlılar beyin ameliyatından sonra kafayı dikmek için karıncaları kullanırlarmış.Karıncanın bir yerine basınca ağzı açılıyormuş bizim Mısırlılar da bunları ameliyat ettikleri adamın kafa derisiyle yüzünü birleştirmek için kullanıyorlarmış. Zekiler naparsın ....

27. Bir insanın ortalama 3 yılının tuvalette geçirdiğini?? 28. En büyük insan Koreli bir iş adamı boyu 3 .1029. Dünyanın en hızlı hayvanının cheetah olduğunu?

30. Bir maymunun kolunda 25 milyon kıl vardır

31. Eiffel Kulesi'nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.

32. Sanılanın aksine köpekler yeşil ve kırmızı rengi ayırt edebilirler, renk körlülüğüyle alakaları yoktur.

33. Biliyor musunuz bir elektrik kablosu ile bir kadının arasındaki eşitliyi???? İkisi çıplak iken tehlikelidir

34. ''Ünlü satranç ustası Kasparov saniyede 120 hamle düşünebilmektedir.'' ifadesi kesinlikle yalandır. Kasparov saniyede 2!! hamleden fazla hesaplayamadığını kendisi itiraf etmiştir

35. Filler fare gördüklerinde kaçmaktansa onu yemeyi tercih ederlermiş

36. Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.

37. Hindistan'da oyun kağıtları yuvarlaktır.

38. Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90cm. kadar uzuyor.

39. Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg.

40. Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz.

41. İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir..

42. Hapşırdığımız zaman, kalbimiz de dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur...

43. Kadınlar erkeklere oranla, iki kat daha fazla göz kırpar...

44. Eğer Barby gerçekten yaşasaydı, vücut ölçüleri 97-72-82 cm olacaktı...

45. İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar, ama yetişkin olduklarında bu sayı 206'ya düşüyor.

46. Külot giymediği için, Donald Duck'in çizgi filmlerinin Finlandiya'da oynatılması yasaktır...

47. Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur..

48. Buckingham Sarayı'nda 602 oda bulunuyor.

49. Tom Sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.

50. Mexico City her sene 25cm. kadar batıyor...

51. Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.

52. Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.

53. Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.

54. İnsanlar beyinlerinin %10'unu kullanırlar.

55. Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman, 23 yaşındaydı.

56. Sağ elini kullanan insanlar, sol elini kullananlara göre, ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.

57. Bir insan hayatı boyunca, ortalama iki yılını telefonda konuşarak harcıyor...

58. 18 Şubat 1979 tarihinde sahra çölüne kar yağmıştı.

59. Bir big mac hamburgerin ekmeğinde, ortalama 170 adet susam bulunuyor.

60. Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda, her tepsiden bir zeytini kaldırarak, 1987 yılında, 40 bin dolar kâr etmiştir.

61. Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu, babalar gününde ediliyor.

62. Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.

63. Galatasaray’ın Ankaragücüne attığı bir golde topa değen son 6 kişi Ankaragücü’lü futbolculardı.

64. Köpeklerin Gözleri Sadece Siyah Beyaz Görür Tıpkı Eski Türk Filmleri Gibi

65. Bir çocuğun ağzındaki mikrop sayısı köpeğin ağzındaki mikrop sayısından daha fazlaymış

66. Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir

67. Toprak solucanları dondurulduktan sonra, oda ısısında tekrar hayata döndürülebilir.

68. Brine karideslerinin yumurtaları kurutulduktan sonra dahi, tuzlu suda canlandırılabilir.

69. Bizler yani beyaz insanlar nasıl zencileri ve de Çinlileri (Japon falan da olabilir) birbirlerine çok benzetiyorsak, onlarda bizim için aynı şeyleri düşünmektedirler.

70. Zürafaların ses telleri yoktur

71. Bizler yani beyaz insanlar nasıl zencileri ve de Çinlileri (Japon falan da olabilir) birbirlerine çok benzetiyorsak, onlarda bizim için aynı şeyleri düşünmektedirler.

72. Kutup ayıları daha az enerji harcamak için(vucut ısılarını korumak için) arka ayaklarını ön ayaklarının izine basarlar.

73. İnsanlar her hapşırdığında kalbinin 0,8sn. durduğunu biliyor muydunuz?

74. Bir mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir.

75. Geçen 3500 yılın,sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır

76. Hİpopotamlar insanlardan daha hızlı koşarlar.

77. Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır

78. Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak.Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.

79. Ev kazalarında ölenlerin ve yaralananların bir yıldaki sayısı trafik kazalarında ölenlerin sayısına eşittir.

80. Dünyada ilk defa bir Müslüman(Saadettin Teksoy) kutuplarda namaz kılmıştır. 81. Türkiye’de Mehmet adında 1milyon 229 bin kişi var

20080409

TEST ÇÖZME İPUÇLARI

Test çözmede üç unsur önemlidir.
Bilgi : Öğrenme ile kazanılır. Tekrar ile pekiştirilir. Test çözme tekniğini kullanmanın temelini teşkil eder.
Yorum: Öğrenilen ve tekrar ile pekiştirilen bilgi ile ilgili düşünce geliştirme veya bilgiye farklı açılardan bakabilme gücünü ifade eder. Test çözme tekniğinin geliştirilmesini sağlar.
Hız: Kazanılan bilgiye ve elde edilen yorum gücüne ait problemlerin zaman kısıtlaması içinde çözülmesidir. Hız, test çözerken zamanı etkin bir biçimde kullanmanıza yardım eder.

TEST ÇÖZERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR:
Her sorunun kendine has bir mantığı vardır. Test çözerken kendi mantığınızla değil sorunun mantığına göre hareket etmelisiniz.
Soru kökünün iyi okunup anlaşılması, daha sonra cevabın düşünülmesi gerekir. Soru kökü anlaşılmadan cevabı düşünmeye çalışmak hızı düşürür. Zaman kazanmak için soruyu okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanıltır.

Soruda sizden ne isteniyorsa ne eksik, ne fazla isteneni düşünmelisiniz. Bazı sorular sizin için çok kolay gelir ve cevabın böyle kolay bir şık olamayacağını düşünürsünüz. Oysa bazen böyle kolay sorular sormak da bu işin tekniğinin bir parçasıdır.
Her testte bilgi düzeyinizin altında ve üstünde sorularla karşılaşırsınız. Ancak testin genelini standart bilgi birikimi ve yorum gücü ile çözülebilecek sorular oluşturur. Sorulara önyargılı yaklaşmamalısınız. "Bu soru zor yapamam” “Bu soru kolay cevap x şıkkı" gibi zaman kazanmaya yönelik aceleci davranışlar kazanmak yerine kaybettirir.

Turlu Soru Çözme Yöntemi testteki her soruyu incelemenize yardımcı olur. Cevaplandırılmayan soruları soru kitapçığında bir işaret veya simge ile simgelendirmek o soruların ikinci turda daha kolay bulunmasını sağlar.

Hatalı okuma alışkanlıkları da önemli sorunlar yaşamanıza neden olabilir. Olumsuz bir ifadeyi olumlu olarak okumak soruyu veya cevabı hatalı düşünmenize sebebiyet verebilir.
İnsan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılamaya eğilimlidir. Bu nedenle soru formlarında altı çizili veya kalın yazı karakterli ifadeleri daha dikkatli okumalısınız.
Soru kökünün veya soru metninin uzun oluşu sizin için daha fazla ipucu anlamına gelir. Bu nedenle uzun metinli sorular daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır.
Paragraf tipli sorularda genellikle paragraftan önce soru kökünün okunması paragrafın ikinci kez okunması zorunluluğunu önler. Soru kökünü okuyan zihin soruyu bu zihni hazırlıkla okuma eğiliminde olur.

Cevabı konusunda tereddüt ettiğiniz soruları gelişigüzel cevaplandırmak yarar değil zarar verir.
Cevap şıklarından sorunun çözümüne gitmek de test tekniğinde önemli bir yoldur. Yüzde yüze emin olmadığınız sorularda şıkları eleyerek doğru cevaba yaklaşabilirsiniz.
Cevap şıklarını elerken eğer 2 şıkka indirgeyebilmişseniz bunlardan birisini seçmenizde hiçbir sakınca yoktur. Ancak ikiden fazla şık cevap olabilecek nitelikteyse bu soruyu cevaplandırmamanız, en azından sınavın sonlarına doğru tekrar soruya dönmek üzere boş bırakmanız daha uygun olacaktır.

Test çözerken sorunun doğru cevabını bulmak kadar önemli bir diğer olay da cevap olamayacak şıkların tespit edilmesidir. Böylece çözüm alternatiflerini daha netleştirir ve doğru şıkka ulaşabilme hızınızı daha artırırsınız.

Lise giriş sınavları hem psikolojik gerilimi yüksek olan hem de içerik zenginliği bulunan sınavlardır. Bu sınavlarda test çözümünü sekteye uğratan en önemli unsurlardan birisi de sınav kaygısı ve bu yüksek kaygı düzeyinin soruları anlamayı ve problemleri çözmeyi zorlaştırmasıdır. Test çözümü esnasında testte yer alan konu içeriklerinin dışındaki düşünme konsantrasyonu bozar. Bu nedenle hangi testi çözüyorsanız zihinsel içeriğinizin de o konunun sınırları içinde olması gerekir.

Cevap şıklarında cevaba benzeyecek bazen iki bazen üç şık bulunur. Bunlara çeldirici adı verilir. Çeldiriciler ilk bakışta cevap gibi algılanabilir ama ufak bir zihinsel egzersizle doğru cevabı bulmanız mümkündür. Bu tip sorularda cevap genellikle soru metninde saklıdır.

SORU ÇÖZERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BÖLÜMLER NELERDİR?
Her şeyden önce yapmamız gereken soruya yaklaşırken kendi mantığımızla değil sorunun mantığıyla hareket etmemiz gerekmektedir.Çünkü her sorunun kendine has özel bir mantığı vardır.
Öncelikle sorunun okunup anlaşılması daha sonra cevabın düşünülmesi gerekir. Kesinlikle soruyu okurken cevabı düşünmeyin. Her iki durumun birbirinden ayrılması gerekmektedir.
Soru içinde geçen ipuçlarından yararlanmayı bilin. Bunlar; altı çizili, koyu puntoyla yazılmış, "tırnak içinde," değildir, olamaz, her zaman, hiç bir zaman, bütün, zaman zaman, yoktur, vardır, birbirinden farklı, birbirine benzer, eşdeğer, birden fazla, ayrı ayrı, iç içe, yan yana , ikisi bir arada, ana düşünce , yan düşünce, benzer düşünce , asla, genellikle, çoğu, vb. ipuçlarıdır.
Soru hakkında fazla bilgiye sahip değilseniz şıklardan yararlanın. Şıkları tek tek değerlendirerek elemeye çalışın. İçlerinden doğru cevabı kestirmeye çalışın. Eğer çok çelişkide kalıyorsanız boş bırakmanız daha iyidir. Çünkü her yanlış cevap hem kendini hem de doğru cevaplarınızı götürmektedir.Bu da netlerinizin düşmesine neden olmaktadır. Unutmayın ki her soru, her net önemlidir. Bir net sizi en az 20 000 kişinin üstüne de çıkarabilir altına da düşürebilir.
Soruları okurken hızınız kesecek olan dudak kıpırdatarak okumaktan uzak durun. Çünkü bu durum hızınızı kesecektir.

Ve her okuduğunuz kelimenin altını çizmeyin. Yapmanız gereken gözle okuma alışkanlığı kazanmanız ve okuma hızınızı arttırmanızdır.
Soruları okurken mutlaka kılavuz olarak kurşun kalem kullanın ve önemli ipuçlarının altını çiziniz.
Öncelikle soru cümlesini okuyarak ne istiyorsa altını çizin ve aklınızdan geçirin. Sonra metin kısmını okuyarak soruda sizden istenen kelimelerin altını çizin. Daha sonra şıkları elemeye başlayın.
Uzun paragraf sorularını cevaplandırırken soru cümlesini okuduktan sonra paragraftan bir cümle okuyarak şıkları eleme yöntemini kullanın ve bunu paragraf bitene kadar devam ettirin.

TEST ÇÖZERKEN KODLAMA
Test çözümünde kodlama da önemli bir yer işgal eder. Soruyu kitapçık üzerinde çözmüş olmak o soruyla olan işinizin bittiği anlamına gelmez. Soruyu doğru çözmek kadar optik forma doğru kodlamak da önemlidir.

Kodlama her sorudan sonra yapılmalıdır. Bu asla bir zaman kaybı değildir. Çünkü Kodlama için geçen süre bir ölçüde dinlenme sürenizdir. Bu zaman dilimi içinde bir soru ile olan zihinsel bağınızın koparır, bir başka soruya geçmek için zamanın geldiğini düşünürsünüz. Bu bilinç dışı bir faaliyettir. Ayrıca sınavın ilerleyen diliminde boş bir cevap kağıdı görmek yerine dolu bir cevap kağıdı görmek kendinize olan güveni sağlamanıza yardım eder.

Zaman kazanacağım diye kodlamayı sona bırakmak sınav sonrası yorgunluk ve dikkat dağılmasının fazlalığı sebebiyle hatalı veya eksik kodlama riskini artırır, kaydırma yapmanıza yol açar. Her yıl %0,5 adayın kaydırma hataları nedeniyle mağdur olduğunu unutmayınız.

TEST ÇÖZERKEN ZAMANLAMA
Testi iyi çözmek için sadece doğruları bilmek yeterli değildir. Verilen zaman dilimi içinde bu doğruları bulmanız gerekir. Bu nedenle her bir soruya ne kadar zaman harcamanız gerektiği baştan planlanmalıdır.
Çok sorulu testlerde "Turlu Soru Çözme Yöntemi" bilinen soruların çözümünü hızlandırır. Bilinmeyen sorularla zaman kaybını önler. Aynı zamanda zorluk derecesi biraz yüksek olan sorulara bakmayı ve bu sorular için daha fazla zaman kullanımını sağlar.
Zaman kazanmak için soru metni ve kökünü okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanılgılara düşürebilir.

Soruları okurken hızınızı kesecek davranışlar olabilir. Örneğin sesli okuma alışkanlığı, dudak kıpırdatarak okumaya çalışmak, okunan her ifadenin altını çizmek gibi. Hızlı okuma tekniklerini kullanmalı ve sınav öncesi okuma egzersizleri ile okuma hızınızı artırmalısınız.
Sınavda zaman kullanımını en fazla zora sokan bildiklerimiz ve bilmediklerimiz değil, biraz bildiğimiz ya da tereddüt ettiğimiz sorulardır. Bu nedenle soru ile inatlaşmak "bu soruyu çözmezsem ölürüm" mantığı bu testin sonunda hüsrana uğrama riskini artırır.

HIZLI OKUMA
Sınavda hızlı okumak öğrenciye hem zaman hem de daha az yorularak daha fazla soru yapma şansı verir. Okuma hızınızı arttırmak için şu tekniklere dikkat edilecek hususlar;
Göz mesafesi okunacak materyalle göz arası en az 30 cm olmalıdır.
Gözle okuyarak, dudaklar kıpırdatılmamalıdır.

Sorular okunurken başka bir şey düşünülmemeli, o tür düşünceleri düşünmek için kendinize başka bir zaman ayırın ve o zamanda düşüneceğiniz yönünde kendinize telkinde bulunun.
Çok parlak ve yetersiz ışıkta okuma yapılmamalıdır. Işığın geliş yönü sol arkadan olmalıdır.
Kafa hep aynı seviyede tutulmalıdır. İleri geri sallanılmamalıdır.Dik oturulmalıdır. Sağa -sola veya öne fazla eğilmemelidir. Bu durumlar gözün çok çabuk yorulmasına ve satırlar arasında kaymalara neden olabilir.

Okurken mutlaka kılavuz olarak kalem kullanılmalıdır ama okunan her kelimenin altı çizilmemelidir. Çok önemli kelimelerin ve ipuçlarının altı çizilmelidir.
Okuma yapılırken gözler zaman zaman dinlendirilmelidir. Şöyle ki; Okuma yaparken gözlerinizi ara sıra kaldırıp uzak cisimlere bakmalıyız.

Gözler ara sıra açılıp kapatılmalıdır. Bu göz kaslarının dinlenmesini ve baş ağrısını önleyecektir.
Okuma sırasında belirli zamanlarda kısa süreli aralar vermek gerekir. Bu arada kan dolaşımını hızlandıracak teknikler (elleri sallamak, boynu hareket ettirmek vb.) kullanılmalıdır.
Okuma amacınızın olması okuma hızınızı arttıracaktır. Ne okuduğunuzu, niçin okuduğunuzu, ne bulmak istediğinizi bilerek okumak.

Okunacak malzeme hakkında daha önce bildiklerimizi aklımızdan geçirmemiz faydalıdır.
Okuma mekanındaki ısı sıcaklığı ne çok soğuk ne de çok sıcak olmalıdır.
Kelimeleri tek tek okuma yerine gruplandırarak okumalıyız.
Hızlı okuma hem anlamayı kolaylaştırır hem de daha az yorulmamıza neden olur. Bir diğer faydası da dikkatimizi daha çok toplamamıza yarar.